Pelvik Cerrahide ERAS: Ameliyat Öncesinden İyileşme Sürecine Bütüncül Yaklaşım
İleri pelvik cerrahide başarılı bir tedavi yalnızca ameliyatın teknik olarak iyi yapılmasından ibaret değildir. Ameliyat öncesi hazırlık, anestezi ve sıvı yönetimi, ağrı kontrolü, trombozdan korunma, erken beslenme ve erken mobilizasyon iyileşme sürecinin önemli parçalarıdır.
Prof. Dr. Selçuk Erkılınç, uygun hastalarda pelvik cerrahi sürecinde ERAS (Enhanced Recovery After Surgery – Cerrahi Sonrası Hızlandırılmış İyileşme) prensiplerini kullanmaktadır.
ERAS, ameliyat öncesi dönemden başlayarak ameliyat sırası ve ameliyat sonrasını kapsayan çok aşamalı bir yaklaşım sunar.
Ameliyat Öncesi Hazırlık
ERAS yaklaşımında hasta ameliyat öncesinde yapılacak işlem ve ameliyat sonrası süreç hakkında bilgilendirilir. Hastanın mevcut hastalıkları ve genel durumu değerlendirilerek mümkün olduğunca uygun koşullarda ameliyata hazırlanması amaçlanır.
Geleneksel olarak uygulanan gereğinden uzun açlık sürelerinden kaçınılması da bu yaklaşımın parçalarından biridir. Uygun hastalarda berrak sıvılar ameliyattan yaklaşık 2 saat öncesine, katı gıdalar ise yaklaşık 6 saat öncesine kadar alınabilir.
Her Pelvik Cerrahide Rutin Bağırsak Hazırlığı Gerekir mi?
Mekanik bağırsak temizliğinin her jinekolojik cerrahi öncesinde rutin olarak uygulanması gerekli değildir.
Ancak ileri laparoskopik cerrahilerde veya bağırsak rezeksiyonu olasılığının bulunduğu kompleks pelvik ameliyatlarda bağırsak hazırlığı hastaya ve planlanan cerrahiye göre değerlendirilebilir.
Bu nedenle bağırsak hazırlığı kararı standart olarak herkese uygulanmak yerine yapılacak operasyonun özelliklerine göre verilmelidir.
Ameliyat Sırasında Minimal İnvaziv Cerrahi ve Sıvı Yönetimi
ERAS protokolünde mümkün olan hastalarda minimal invaziv cerrahi önemli bir yere sahiptir.
Ameliyat sırasında vücut sıcaklığının korunması, uygun anestezi ve ağrı kontrolünün sağlanması ve gereksiz aşırı sıvı yüklenmesinden kaçınılması hedeflenir.
Özellikle büyük pelvik cerrahilerde aşırı sıvı verilmesi bağırsak ödemine, gastrointestinal fonksiyonların gecikmesine ve iyileşmenin yavaşlamasına katkıda bulunabileceğinden övolemiyi koruyan dengeli sıvı yönetimi önemlidir.
Pelvik Cerrahide Trombozdan Korunma
Büyük jinekolojik ve jinekolojik onkolojik ameliyatlarda venöz tromboembolizm (VTE) riski ameliyat öncesinde değerlendirilmelidir.
Risk değerlendirmesinde hastanın yaşı, ameliyatın büyüklüğü ve süresi, malignite varlığı, geçirilmiş tromboz öyküsü, immobilizasyon ve diğer bireysel risk faktörleri birlikte dikkate alınır.
Risk düzeyine göre mekanik yöntemler ve gerektiğinde farmakolojik tromboz profilaksisi planlanabilir. Kanser cerrahisi gibi yüksek riskli durumlarda ameliyat sonrasında uzatılmış profilaksi de değerlendirilebilir.
Erken Mobilizasyon
Ameliyat sonrasında hastanın gereksiz yere uzun süre yatakta kalmaması ERAS yaklaşımının temel parçalarındandır.
Uygun hastalarda erken mobilizasyon, normal fizyolojik fonksiyonlara dönüşün hızlandırılması ve tromboembolik komplikasyon riskinin azaltılması açısından önemlidir.
Erken Beslenme ve Kateterlerin Erken Çıkarılması
Geleneksel cerrahi yaklaşımlarda hastalar uzun süre aç bırakılabilirken ERAS protokollerinde uygun hastalarda erken oral beslenmenin başlanması hedeflenir.
Benzer şekilde gereksiz yere uzun süre kullanılan kateter ve drenlerden kaçınılması, uygun olduğunda bunların erken dönemde çıkarılması iyileşme sürecinin parçalarındandır.
Multimodal Ağrı Kontrolü
Ameliyat sonrası ağrı kontrolünde amaç yalnızca güçlü ağrı kesiciler kullanmak değildir. Farklı mekanizmalar üzerinden etkili yöntemlerin birlikte kullanıldığı multimodal analjezi, yeterli ağrı kontrolü sağlarken opioid gereksinimini azaltmayı hedefler.
İyi ağrı kontrolü hastanın daha erken hareket edebilmesi, beslenebilmesi ve günlük fonksiyonlarına daha hızlı dönebilmesi açısından önemlidir.
İleri Pelvik Cerrahide ERAS Yaklaşımım
Prof. Dr. Selçuk Erkılınç; jinekolojik onkoloji ameliyatları, laparoskopik ve diğer minimal invaziv cerrahiler, kompleks pelvik cerrahi ve fistül onarımlarında, uygun hastalarda ERAS prensiplerini cerrahi tedavinin bir parçası olarak kullanmaktadır.
Amaç yalnızca ameliyatı gerçekleştirmek değil; hastayı doğru şekilde ameliyata hazırlamak, cerrahi travmayı mümkün olduğunca azaltmak, tromboz ve diğer ameliyat sonrası komplikasyonların önlenmesine yönelik tedbirleri almak, ağrıyı etkin biçimde kontrol etmek ve hastanın beslenme ile hareketliliğini mümkün olduğunca erken yeniden sağlamaktır.
Bu nedenle ileri pelvik cerrahi, ameliyathanede başlayıp biten bir işlem olarak değil; ameliyat öncesi hazırlıktan güvenli iyileşme ve taburculuğa kadar uzanan bütüncül bir süreç olarak ele alınmaktadır.