Ana Sayfa Yazılar Genel
Genel

Kısırlık Nedir? Kadın ve Erkekte Kısırlık Nedenleri, Testleri ve Değerlendirilmesi

Blog'a Dön

Kısırlık Nedir? Kadın ve Erkekte Kısırlık Nedenleri, Testleri ve Değerlendirilmesi

İnfertilite (kısırlık), genel olarak düzenli ve korunmasız cinsel ilişkiye rağmen 12 ay içerisinde gebelik elde edilememesi olarak tanımlanır. Ancak infertilite değerlendirmesi yalnızca “neden gebelik olmuyor?” sorusuna cevap aramak değildir. Yumurtlamanın olup olmadığı, yumurtalık rezervi, rahim ve tüplerin anatomisi, geçirilmiş hastalık ve ameliyatlar, yaş, yaşam tarzı ve erkek faktörü birlikte değerlendirilmelidir.

Bir çiftin gebelik şansı yalnızca kadına veya yalnızca erkeğe bağlı değildir. Başarılı bir gebelik için yumurtlama, yeterli yumurtalık rezervi, sağlıklı sperm üretimi ve taşınması, spermin yumurtaya ulaşabilmesi, döllenme, embriyonun rahim boşluğuna ulaşması ve uygun endometriuma tutunması gerekir. Bu basamaklardan herhangi birindeki problem gebeliği geciktirebilir.

Bu nedenle infertilite değerlendirmesinde temel yaklaşım, kadını ve erkeği birbirinden bağımsız değerlendirmek yerine çifti birlikte değerlendirmektir.

Normal Bir Çift Ne Kadar Sürede Gebe Kalır?

Sağlıklı çiftlerde bile gebelik her ay gerçekleşmez. Bir adet döngüsündeki gebelik olasılığı yaş ve diğer faktörlere göre değişmekle birlikte genç çiftlerde yaklaşık %20–25 düzeyindedir.

Kaynakta normal fertiliteye sahip çiftlerde kümülatif gebelik oranları yaklaşık olarak:

olarak bildirilmektedir.

Dolayısıyla birkaç ay içerisinde gebelik oluşmaması tek başına infertilite anlamına gelmez. Ancak zaman geçtikçe özellikle kadın yaşı, değerlendirme ve tedavi zamanlamasında giderek daha önemli hale gelir.

İnfertilite Nedenleri Nelerdir?

İnfertilitenin tek bir nedeni yoktur. Aynı çiftte birden fazla faktör de birlikte bulunabilir.

Kaynakta infertilite nedenlerinin yaklaşık dağılımı:

erkek faktörü %25, ovulatuvar nedenler %27, tübal/peritoneal nedenler %22, diğer nedenler %9 ve açıklanamayan infertilite %17 şeklinde verilmektedir.

Bu oranlar topluma ve hasta grubuna göre değişebilir. Ancak önemli mesaj şudur: infertiliteyi yalnızca kadına ait bir problem olarak değerlendirmek doğru değildir.

İnfertilite Değerlendirmesine Ne Zaman Başlanmalıdır?

Genel yaklaşım, 35 yaşın altındaki kadınlarda 12 aylık, 35 yaş ve üzerindeki kadınlarda ise 6 aylık düzenli korunmasız ilişkiye rağmen gebelik oluşmamışsa değerlendirmeye başlanmasıdır.

Bununla birlikte bazı durumlarda bu sürelerin dolmasını beklemek doğru değildir.

Özellikle:

adet düzensizliği veya amenore, bilinen endometriozis, geçirilmiş pelvik enfeksiyon, tüpleri etkileyebilecek hastalık veya ameliyat, rahim anomalisi, geçirilmiş over cerrahisi, azalmış over rezervi şüphesi veya bilinen erkek faktörü varsa değerlendirme daha erken başlatılabilir.

Kadının yaşı ilerledikçe zaman faktörü daha da önem kazanır.

İnfertilite Değerlendirmesinde Tıbbi Öykü

İyi bir infertilite değerlendirmesi ayrıntılı bir anamnezle başlar.

Kadının adet düzeni, gebelik öyküsü, geçirilmiş ameliyatları, enfeksiyonları, kullandığı ilaçlar, kronik hastalıkları ve aile öyküsü değerlendirilir. Erkek partnerin de üreme sağlığı ve tıbbi öyküsü sorgulanmalıdır.

Kadının Jinekolojik Öyküsü

Kadında özellikle:

adetlerin kaç günde bir olduğu, kanama süresi, adet ağrısı, ara kanama, önceki gebelikler, düşükler, dış gebelik, geçirilmiş pelvik enfeksiyonlar, cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlar, endometriozis öyküsü ve daha önce yapılan jinekolojik ameliyatlar sorgulanır.

Adetlerin düzenli olması çoğu kadında düzenli ovulasyon açısından önemli bir ipucu sağlar.

Buna karşılık uzun veya düzensiz sikluslar ovulasyon bozukluğu, PCOS, tiroid hastalıkları, hiperprolaktinemi veya hipotalamik nedenleri düşündürebilir.

İlaçlar ve Tıbbi Hastalıklar

Hiperprolaktinemiye neden olabilecek ilaçlar, antipsikotikler, bazı antihipertansifler, antidepresanlar ve üreme fonksiyonunu etkileyebilecek diğer tedaviler sorgulanmalıdır.

Tiroid hastalıkları, diyabet ve diğer endokrin bozukluklar da değerlendirilir.

Daha önce kanser tedavisi görmüş kadınlarda kullanılan kemoterapi ve radyoterapi, tedavinin türüne ve dozuna bağlı olarak yumurtalık rezervini etkileyebilir.

Geçirilmiş Ameliyatlar Neden Önemlidir?

Önceki karın ve pelvis ameliyatları infertilite değerlendirmesinde özellikle önemlidir.

Endometriozis ameliyatları, over cerrahileri, apandisit, bağırsak ameliyatları ve diğer pelvik girişimler sonrasında pelvik adezyonlar oluşabilir.

Adezyonlar yumurtalık ile tüp arasındaki anatomik ilişkiyi bozabilir veya tüplerin fonksiyonunu etkileyebilir.

Bu nedenle infertil bir kadında daha önce yapılan ameliyatın yalnızca adı değil, ameliyat sırasında pelviste ne yapıldığı ve anatomiyi nasıl etkileyebileceği de önemlidir.

Yaşam Tarzı ve İnfertilite

İnfertilite değerlendirmesinde yalnızca laboratuvar sonuçlarına bakmak yeterli değildir. Yaşam tarzı ve çevresel faktörler de üreme potansiyelini etkileyebilir.

Vücut Ağırlığı

Hem belirgin düşük kilo hem de obezite fertiliteyi olumsuz etkileyebilir.

Obezite özellikle ovulasyon bozuklukları ve PCOS ile ilişkili olabilir. Kilo kaybı bazı kadınlarda ovulasyonun yeniden düzenlenmesine yardımcı olabilir.

Kaynakta BMI >35 kg/m² olanlarda gebeliğe kadar geçen sürenin yaklaşık iki kat, BMI <19 kg/m² olanlarda ise yaklaşık dört kat artabileceği belirtilmektedir.

Bu nedenle uygun hastalarda kilo düzenlenmesi infertilite tedavisinin bir parçasıdır.

Sigara ve İnfertilite

Sigara kullanımı kadın fertilitesinde azalma ve daha uzun gebelik süresiyle ilişkilidir.

Sigara yalnızca doğal gebelik şansını değil, yardımcı üreme tekniklerinin başarısını da olumsuz etkileyebilir. Pasif sigara maruziyetinin de etkileri olabileceği düşünülmektedir.

Erkeklerde ise sigaranın sperm parametreleri üzerindeki etkisi değişken olmakla birlikte genel sağlık açısından bırakılması önerilir.

Alkol, Kafein ve Diğer Maddeler

Aşırı alkol tüketiminden kaçınılmalıdır. Çok yüksek kafein tüketiminin de fertilite ve gebelik sonuçlarıyla ilişkisi araştırılmıştır.

Gebelik planlayan çiftlerde temel yaklaşım aşırı tüketimden kaçınmak ve genel sağlığı destekleyen sürdürülebilir bir yaşam tarzı oluşturmaktır.

Çevresel Faktörler

Çevresel toksinlerin üreme sağlığı üzerindeki etkileri giderek daha fazla araştırılmaktadır.

Bazı endokrin bozucu kimyasallar, pestisitler, ağır metaller ve endüstriyel maddelerin üreme sistemi üzerinde etkileri olabileceği düşünülmektedir.

Ancak her çevresel maruziyet ile infertilite arasında doğrudan ve kesin bir nedensellik gösterilmiş değildir. Bu nedenle değerlendirme hastanın mesleki ve çevresel maruziyetleri dikkate alınarak yapılmalıdır.

Aile Öyküsü ve İnfertilite

Aile öyküsü özellikle bazı hastalarda önemli ipuçları verebilir.

Erken menopoz, prematür over yetmezliği, PCOS, endometriozis, genetik hastalıklar veya erkek infertilitesi açısından aile öyküsü sorgulanabilir.

Özellikle ailesinde erken menopoz bulunan genç bir kadında over rezervinin değerlendirilmesi daha önemli hale gelebilir.

Erkek İnfertilitesinin Değerlendirilmesi

İnfertilite araştırması çiftin her iki üyesini kapsamalıdır. Erkek faktörünün araştırılmasını tedavinin son aşamasına bırakmak zaman kaybına neden olabilir.

Erkekte Tıbbi Öykü

Erkekte pubertal gelişim, geçirilmiş testis hastalıkları, inmemiş testis, enfeksiyonlar, travma, ameliyatlar, kullanılan ilaçlar, kemoterapi veya radyoterapi öyküsü sorgulanır.

Kabakulak orşiti, epididimit ve prostatit gibi enfeksiyonlar da önem taşıyabilir.

Mesleki ısı maruziyeti, bazı toksinler ve yaşam tarzı faktörleri de değerlendirmeye dahil edilebilir.

Varikosel ve İnfertilite

Varikosel, testisi çevreleyen venlerin genişlemesidir ve bazı infertil erkeklerde saptanabilir.

Ancak varikosel bulunması otomatik olarak infertilitenin nedeni olduğu veya mutlaka ameliyat gerektiği anlamına gelmez.

Semen parametreleri, klinik muayene ve çiftin genel infertilite tablosu birlikte değerlendirilmelidir.

Semen Analizi

Erkek infertilitesinin temel değerlendirmelerinden biri semen analizidir (spermiogram).

Örneğin sperm konsantrasyonu, hareketlilik ve morfoloji değerlendirilir. Anormal sonuç saptandığında tek bir test üzerinden kesin karar verilmesi yerine uygun koşullarda testin tekrarlanması gerekebilir.

İnfertilitede Fizik Muayene

Kadının Muayenesi

Kadının fizik muayenesinde genel vücut yapısı, kilo, boy ve BMI değerlendirilir.

Hirsutizm veya akne gibi hiperandrojenizm bulguları PCOS açısından ipucu sağlayabilir. Tiroid muayenesi ve gerekli durumlarda meme muayenesi de değerlendirmeye dahil edilebilir.

Jinekolojik Muayene

Pelvik muayenede serviks ve vajinanın anatomisi değerlendirilir.

Uterusun büyüklüğü, pozisyonu ve hareketliliği; adneksiyel kitleler veya pelvik hassasiyet gibi bulgular önemlidir.

Örneğin az hareketli, retrovert ve hassas bir uterus, uygun klinik bağlamda endometriozis veya pelvik adezyon olasılığını düşündürebilir.

Bu nedenle infertilite değerlendirmesi yalnızca hormon testi istemekten ibaret değildir.

Yumurtlamanın Değerlendirilmesi

İnfertilite araştırmasının temel sorularından biri kadının düzenli yumurtlayıp yumurtlamadığıdır.

Ovulasyon değerlendirmesinde:

adet düzeni, ovulasyon testleri, luteal faz progesteron ölçümü ve ultrasonografik follikül takibi kullanılabilir.

Adet Düzeni ve Ovulasyon

Düzenli adet gören kadınların önemli bir bölümünde ovulasyon gerçekleşmektedir.

Yaklaşık 21–35 günlük düzenli sikluslar, çoğu hastada ovulasyon açısından güçlü bir klinik göstergedir.

Ancak klinik şüphe varsa ek değerlendirme yapılabilir.

Bazal Vücut Isısı

Bazal vücut ısısı ölçümü geçmişte ovulasyon takibinde daha sık kullanılmıştır.

Progesteronun termojenik etkisi nedeniyle ovulasyondan sonra vücut ısısında hafif yükselme meydana gelebilir ve bifazik bir sıcaklık paterni oluşabilir.

Ancak yöntem zahmetlidir, ovulasyonu çoğunlukla gerçekleştikten sonra gösterir ve günümüzde daha kullanışlı yöntemlerin bulunması nedeniyle rutin değerlendirmedeki önemi azalmıştır.

Ovulasyon Testleri – LH Testi

İdrarda luteinizan hormon (LH) yükselişinin saptanması, yaklaşan ovulasyonu öngörmek amacıyla kullanılabilir.

LH yükselişi genellikle ovulasyondan önce meydana gelir. Bu nedenle evde kullanılan ovulasyon kitleri fertil dönemin belirlenmesine yardımcı olabilir.

Ancak testlerin yorumlanması her kadında aynı değildir. Özellikle bazı ovulasyon bozukluklarında veya PCOS'ta sonuçların yorumlanması güçleşebilir.

Serum Progesteron Ölçümü

Ovulasyon sonrasında korpus luteum progesteron salgılar. Bu nedenle luteal fazda ölçülen serum progesteron düzeyi, yakın zamanda ovulasyon gerçekleşip gerçekleşmediği konusunda bilgi sağlayabilir.

Burada önemli nokta testi otomatik olarak herkese “21. gün progesteronu” şeklinde uygulamamaktır.

Progesteron ölçümünün zamanı kadının siklus uzunluğuna göre belirlenmeli ve ideal olarak beklenen adetten yaklaşık bir hafta önce yapılmalıdır.

Tek bir progesteron değeri ovulasyon hakkında bilgi sağlayabilir; ancak luteal fazın bütün kalitesini tek başına değerlendiren kusursuz bir test değildir.

Endometrial Biyopsi

Geçmişte luteal faz fonksiyonunu değerlendirmek amacıyla endometrial biyopsi kullanılmıştır.

Endometriumun histolojik görünümünün siklus günüyle uyumu değerlendirilerek luteal faz hakkında bilgi edinilmeye çalışılmıştır.

Ancak çalışmalar bu yöntemin ovulasyon veya luteal fonksiyon değerlendirmesinde beklenen klinik doğruluğu sağlamadığını göstermiştir.

Bu nedenle rutin infertilite değerlendirmesinde endometrial biyopsinin bu amaçla kullanımı günümüzde büyük ölçüde terk edilmiştir.

Ultrasonografi ve İnfertilite

Ultrasonografi infertilite değerlendirmesinin en önemli araçlarından biridir.

Transvajinal ultrasonografi ile:

uterus, endometrium, yumurtalıklar, antral folliküller, myomlar, endometriomalar ve bazı doğumsal rahim anomalileri değerlendirilebilir.

Follikül gelişimi seri ultrasonografilerle takip edilerek dominant follikülün büyümesi ve ovulasyon hakkında bilgi edinilebilir.

Ayrıca infertilitenin nedeninin yalnızca hormonal değil anatomik veya cerrahi olabileceğini gösterebilecek önemli bulgular elde edilebilir.

Azalmış Yumurtalık Rezervinin Değerlendirilmesi

Over rezervi, yumurtalıklarda bulunan follikül havuzu ve yumurtalıkların stimülasyona verebileceği yanıt hakkında fikir veren bir kavramdır.

Over rezerv testleri bir kadının doğal yolla kesin olarak gebe kalıp kalamayacağını göstermez. Daha çok yumurtalıkların özellikle kontrollü stimülasyona verebileceği yanıtın öngörülmesine yardımcı olur.

Yaş over rezervinin en önemli belirleyicilerinden biridir.

Ancak aynı yaştaki iki kadının yumurtalık rezervi birbirinden farklı olabilir. Geçirilmiş over ameliyatları, endometriozis, kemoterapi, radyoterapi ve genetik faktörler rezervi etkileyebilir.

Üreme Yaşı ve Fertilite

Kadın yaşı ile fertilite arasında güçlü bir ilişki vardır.

Yaş ilerledikçe yalnızca yumurta sayısı değil, oosit kalitesi de azalır. Bunun önemli sonuçlarından biri embriyolarda kromozomal anomalilerin artmasıdır.

Kaynakta infertilite oranları yaş gruplarına göre yaklaşık:

20–29 yaşta %8, 30–34 yaşta %14,6, 35–39 yaşta %21,9 ve 40–44 yaşta %28,7 olarak verilmektedir.

Özellikle 35 yaş sonrasında fertilitedeki azalma daha belirgin hale gelir.

Bu nedenle ileri üreme yaşındaki bir kadında uzun süre “biraz daha deneyelim” yaklaşımı her zaman doğru olmayabilir.

Follikül Uyarıcı Hormon (FSH) ve Estradiol

Erken folliküler fazda ölçülen FSH, geçmişte over rezervi değerlendirmesinde sık kullanılan testlerden biridir.

Yumurtalık rezervi azaldıkça inhibin ve diğer over kaynaklı geri bildirim mekanizmalarının azalması sonucunda FSH düzeyi yükselebilir.

Ancak FSH'nin önemli sınırlamaları vardır. Siklustan siklusa değişebilir ve rezervdeki azalmayı nispeten geç dönemde gösterebilir.

Ayrıca estradiol yüksekliği FSH değerini baskılayarak normalmiş gibi görünmesine neden olabilir.

Bu nedenle günümüzde FSH tek başına over rezervinin en iyi göstergesi olarak kabul edilmez.

AMH – Anti-Müllerian Hormon

Anti-Müllerian hormon (AMH), yumurtalıktaki küçük folliküllerin granüloza hücrelerinden salgılanır.

AMH'nin önemli avantajlarından biri adet döngüsü boyunca FSH'ye kıyasla daha az değişkenlik göstermesidir.

AMH özellikle:

açısından kullanılabilir.

Ancak önemli bir ayrım vardır:

Düşük AMH, bir kadının doğal yolla gebe kalamayacağı anlamına gelmez.

Benzer şekilde yüksek AMH de gebelik garantisi değildir. AMH daha çok yumurtalık rezervi ve stimülasyona yanıt hakkında bilgi verir; yumurta kalitesini veya doğal gebelik ihtimalini tek başına ölçmez.

Antral Follikül Sayısı (AFC)

Antral follikül sayısı, erken folliküler fazda transvajinal ultrasonografi ile her iki yumurtalıktaki küçük antral folliküllerin sayılmasıdır.

Genellikle yaklaşık 2–10 mm büyüklüğündeki folliküller değerlendirilir.

AFC, over rezervi hakkında doğrudan ultrasonografik bilgi sağlar ve özellikle yardımcı üreme tedavilerinde yumurtalıkların stimülasyona vereceği yanıtı öngörmeye yardımcı olabilir.

AMH ile birlikte kullanıldığında over rezervinin değerlendirilmesinde oldukça yararlıdır.

İnfertilitede Rahim ve Tüplerin Değerlendirilmesi

Buraya kadar hormonlar ve yumurtalık rezervinden söz ettik. Ancak infertilite değerlendirmesinde anatomik nedenler mutlaka araştırılmalıdır.

Gebelik oluşabilmesi için en az bir tüpün fonksiyonel olması ve rahim boşluğunun embriyonun yerleşmesine uygun olması gerekir.

Bu nedenle gerekli hastalarda:

HSG (histerosalpingografi), ultrasonografi, salin infüzyon sonografi, histeroskopi, laparoskopi ve seçilmiş olgularda MR kullanılabilir.

HSG özellikle rahim boşluğunun ve tüplerin açıklığının değerlendirilmesinde kullanılır.

Ultrasonografi ve gerektiğinde salin infüzyon sonografi rahim içindeki polip, submüköz myom ve bazı kavite anomalilerinin değerlendirilmesine yardımcı olabilir.

Histeroskopi rahim boşluğunun doğrudan görülmesini sağlar ve gerektiğinde aynı seansta tedavi yapılmasına imkân verebilir.

İnfertilitede Laparoskopi Ne Zaman Gerekir?

Her infertil kadına laparoskopi yapılmaz.

Ancak endometriozis, pelvik adezyon, hidrosalpinks, geçirilmiş pelvik enfeksiyon, tübal hastalık veya anatomik patoloji şüphesi bulunan seçilmiş hastalarda laparoskopi önemli olabilir.

Laparoskopinin en önemli avantajlarından biri yalnızca tanı koymakla kalmayıp uygun hastalarda aynı seansta tedavi imkânı sağlamasıdır.

Örneğin endometriozis odakları, endometrioma, pelvik adezyonlar veya bazı tübal patolojiler cerrahi olarak değerlendirilebilir.

İnfertilitede Cerrahi Gereken Hastalarda Neden Cerrahi Deneyim Önemlidir?

İnfertilite hastasında ameliyatın amacı yalnızca mevcut patolojiyi çıkarmak değildir. Üreme potansiyelini mümkün olduğunca koruyarak hastalığı tedavi etmek gerekir.

Bu ayrım özellikle endometriozis, endometrioma, yoğun pelvik yapışıklık, hidrosalpinks, geçirilmiş ameliyatlar ve kompleks pelvik anatomi bulunan hastalarda önemlidir.

Gereksiz over dokusu kaybı, tüplerin zarar görmesi veya yeni adezyonların oluşması gelecekteki fertiliteyi olumsuz etkileyebilir.

Ben jinekolojik onkoloji cerrahı olarak ileri laparoskopik cerrahi ve kompleks pelvik cerrahiyle yoğun olarak ilgileniyorum. İnfertilite nedeniyle değerlendirilen ve cerrahi gerektiren endometriozis, pelvik adezyon, over kisti, tübal patoloji veya anatomik bozukluğu bulunan hastalarda, cerrahiyi fertiliteyi mümkün olduğunca koruyacak şekilde planlamak özellikle önem verdiğim alanlardan biridir.

Buradaki temel yaklaşım infertilitesi olan her hastayı ameliyat etmek değil; tam tersine kimlerin ameliyattan gerçekten fayda göreceğini doğru belirlemek ve gereksiz cerrahiden kaçınmaktır.

İnfertilite Değerlendirmesinde Temel Testler Nelerdir?

İnfertilite araştırması herkese aynı test paketinin uygulanması şeklinde yapılmamalıdır.

Değerlendirme hastanın öyküsüne göre bireyselleştirilir ancak temel olarak üç soruya cevap aranır:

Kadın yumurtluyor mu? Rahim ve tüpler gebelik için uygun mu? Erkek faktörü var mı?

Buna göre gerekli hastalarda ovulasyon değerlendirmesi, AMH ve antral follikül sayısı gibi over rezerv testleri, ultrasonografi, tübal açıklık testleri ve semen analizi planlanabilir.

İnfertilite Nedeni Bulunamazsa Ne Olur?

Bazı çiftlerde ayrıntılı değerlendirmeye rağmen belirgin bir neden bulunamaz. Buna açıklanamayan infertilite denir.

Bu ifade “hiçbir problem yok” anlamına gelmez. Günümüzde kullanılan testlerle gebeliği engelleyen spesifik mekanizmanın ortaya konulamadığını ifade eder.

Tedavi planı kadının yaşı, infertilite süresi, over rezervi, önceki gebelikler ve çiftin diğer özellikleri dikkate alınarak yapılır.

İnfertilite Tedavisi Nasıl Planlanır?

İnfertilite tedavisi saptanan nedene göre değişir.

Bazı kadınlarda yaşam tarzı düzenlenmesi veya ovulasyon probleminin tedavisi yeterli olabilir. Bazılarında intrauterin inseminasyon veya IVF gibi yardımcı üreme yöntemlerine ihtiyaç duyulabilir.

Anatomik bir problem varsa seçilmiş hastalarda cerrahi tedavi gündeme gelebilir.

Önemli olan hastayı doğrudan tek bir tedaviye yönlendirmek yerine infertilitenin nedenini mümkün olduğunca ortaya koyarak en uygun yolu belirlemektir.

Özellikle endometriozis, over kistleri, hidrosalpinks, pelvik adezyonlar ve rahim anomalileri gibi durumlarda “önce cerrahi mi, doğrudan yardımcı üreme tedavisi mi?” sorusunun cevabı her hasta için aynı değildir.

Kadının yaşı ve over rezervi bu kararda kritik öneme sahiptir.

İnfertilite İçin Hangi Doktora Başvurulmalı?

İlk değerlendirmede kadın ve erkek faktörlerinin birlikte ele alınması gerekir. Kadının jinekolojik muayenesi, transvajinal ultrasonografisi, ovulasyon ve over rezervinin değerlendirilmesi ile gerekli anatomik incelemeler planlanabilir.

Ancak özellikle infertilitenin altında endometriozis, endometrioma, pelvik adezyon, tübal patoloji, myom veya doğumsal genital sistem anomalisi bulunuyorsa cerrahi deneyim daha fazla önem kazanır.

Bu hastalarda amaç yalnızca mevcut hastalığı tedavi etmek değil; yumurtalık, tüp, rahim ve çevredeki pelvik yapıların anatomisini mümkün olduğunca koruyarak gelecekteki gebelik şansını gözetmektir.


Prof. Dr. Selçuk Erkılınç

Prof. Dr. Selçuk Erkılınç

Kadın Hastalıkları ve Doğum ile Jinekolojik Onkoloji Cerrahisi uzmanı. 17 yıllık hekimlik deneyimi, 45+ akademik yayını ve profesörlük akademik unvanı ile kadın sağlığı alanında öncü çalışmalar yürütmektedir.

Randevu Al