Menopozda Kemik Erimesi ve Osteoporoz: Belirtileri, DEXA Ölçümü, Korunma ve Tedavi
Menopoz yalnızca adetlerin sona ermesi, sıcak basması veya gece terlemesi anlamına gelmez. Menopozla birlikte azalan östrojen düzeylerinin önemli etkilerinden biri de kemik metabolizması üzerinde ortaya çıkar.
Kemik dokusu yaşam boyunca sürekli yenilenen canlı bir dokudur. Eski kemik dokusu ortadan kaldırılırken yerine yeni kemik yapılır. Genç yaşlarda bu iki süreç büyük ölçüde dengededir.
Menopozdan sonra ise bu denge değişebilir.
Östrojenin azalmasıyla kemik yıkımı hızlanabilir, kemik mineral yoğunluğu azalabilir ve zaman içerisinde osteopeni veya osteoporoz gelişebilir.
Bunun klinik açıdan en önemli sonucu yalnızca DEXA ölçümündeki rakamların düşmesi değildir.
Asıl amaç:
Omurga, kalça ve diğer osteoporotik kırıkları önlemektir.
Çünkü özellikle ileri yaşta meydana gelen kalça ve vertebra kırıkları hareket kabiliyetini, bağımsız yaşamı ve genel sağlık durumunu ciddi şekilde etkileyebilir.
Bu nedenle menopozdaki kadının değerlendirilmesinde sıcak basmaları kadar kemik sağlığının da konuşulması gerekir.
Kemik Dokusu Nasıl Yenilenir?
İnsan iskeleti durağan bir yapı değildir.
Kemik dokusunda yaşam boyunca remodeling, yani yeniden yapılanma süreci devam eder.
Bu süreçte iki temel hücre grubu önemli rol oynar:
Osteoklastlar eski kemik dokusunun rezorpsiyonundan, yani yıkımından sorumludur.
Osteoblastlar ise yeni kemik dokusunun oluşmasını sağlar.
Normal koşullarda kemik yıkımı ve yapımı arasında hassas bir denge bulunur.
Eski kemik kaldırılır, yerine yeni kemik oluşturulur.
Bu denge bozulup kemik yıkımı kemik yapımından fazla hale geldiğinde zaman içerisinde kemik kütlesi azalır.
Kemik Kütlesi Hangi Yaşta En Yüksektir?
Kemik kütlesi çocukluk ve ergenlik döneminde giderek artar ve genç erişkinlik döneminde tepe kemik kütlesine ulaşır.
Bir kadının ileri yaşlardaki kemik sağlığı yalnızca menopoz sırasında ne olduğuna bağlı değildir.
Genetik yapı, çocukluk ve gençlik dönemindeki beslenme, fiziksel aktivite ve elde edilen maksimum kemik kütlesi de ilerideki osteoporoz riskini etkiler.
Daha sonra yaşla birlikte kemik kütlesinde kademeli azalma başlar.
Kadınlarda menopoz dönemindeki hormonal değişiklikler bu kaybı hızlandırabilir.
Menopoz Kemikleri Neden Etkiler?
Östrojen kemik metabolizmasında önemli bir düzenleyicidir.
Menopoz sonrasında östrojen seviyelerinin azalmasıyla birlikte osteoklast aktivitesini kontrol eden mekanizmalarda değişiklikler meydana gelir ve kemik rezorpsiyonu artar.
Kemik yıkımı ile kemik yapımı arasındaki denge kemik kaybı yönünde değişebilir.
Bu nedenle menopozdan sonraki yıllar kadınların kemik sağlığı açısından önemlidir.
Özellikle menopozun erken döneminde kemik kaybı daha hızlı olabilir.
RANK, RANKL ve OPG Sistemi Nedir?
Kemik metabolizmasının önemli düzenleyici sistemlerinden biri RANK–RANKL–OPG sistemidir.
RANK, osteoklastların gelişimi ve aktivitesiyle ilişkili bir reseptördür.
RANKL bu reseptörü aktive ederek osteoklast oluşumunu ve kemik rezorpsiyonunu artırabilir.
Osteoprotegerin (OPG) ise RANKL'yi bağlayarak RANK üzerindeki etkisini azaltan doğal bir düzenleyici görevi görür.
Östrojen bu sistem üzerinde etkili olduğu için menopoz sonrasında östrojen kaybı kemik rezorpsiyonunun artmasına katkıda bulunabilir.
Bu mekanizmanın anlaşılması yalnızca teorik değildir.
Günümüzde kullanılan bazı osteoporoz ilaçları doğrudan bu biyolojik yolakları hedeflemektedir.
Osteopeni Nedir?
Osteopeni, kemik mineral yoğunluğunun normalden düşük olduğu ancak osteoporoz sınırına henüz ulaşmadığı durumu ifade eder.
Osteopeni “osteoporozun hafif hali” şeklinde basitleştirilmemelidir.
Çünkü her osteopenili kadının kırık riski aynı değildir.
Bir kadının kırık riski yalnızca DEXA sonucuna değil;
yaşına, daha önce kırık geçirip geçirmediğine, aile öyküsüne, vücut ağırlığına, sigara ve alkol kullanımına, kullandığı ilaçlara ve diğer hastalıklarına
da bağlıdır.
Dolayısıyla DEXA'da osteopeni görülmesi otomatik olarak ilaç başlanacağı anlamına gelmez.
Osteoporoz Nedir?
Osteoporoz, kemik kütlesinin azalması ve kemik mikromimarisinin bozulması sonucunda kemiğin kırılganlığının arttığı sistemik bir iskelet hastalığıdır.
En önemli sonucu kırık riskinin artmasıdır.
Osteoporoz uzun yıllar hiçbir belirti vermeden ilerleyebilir.
Bu nedenle bazen:
“Sessiz hastalık”
olarak tanımlanır.
Bir kadının hiçbir ağrısının olmaması kemiklerinin normal olduğu anlamına gelmez.
Osteoporoz En Çok Hangi Kemikleri Etkiler?
Osteoporoza bağlı kırıkların sık görüldüğü bölgeler arasında:
omurlar, kalça ve el bileği bulunur.
Özellikle vertebra kırıkları bazen fark edilmeden gelişebilir.
Kadında zaman içerisinde:
boy kısalması, sırt ağrısı veya kifotik duruş
ortaya çıkabilir.
Kalça kırıkları ise ileri yaşlarda hareket kabiliyeti ve bağımsız yaşam açısından özellikle önemli sonuçlara yol açabilir.
Menopozdan Sonra Kemik Kaybı Neden Hızlanır?
Menopozla birlikte östrojen düzeyinin azalması kemik yıkımının artmasına yol açabilir.
Bunun yanında yaşla birlikte:
kalsiyum emiliminin azalması, D vitamini metabolizmasındaki değişiklikler, fiziksel aktivitenin azalması, kas kütlesinin azalması ve düşme riskinin artması
gibi faktörler de kırık riskini artırabilir.
Bu nedenle osteoporoz yalnızca bir “östrojen eksikliği hastalığı” değildir.
Menopoz ve yaşlanmanın etkileri birlikte değerlendirilmelidir.
Osteoporoz Nasıl Teşhis Edilir?
Kemik mineral yoğunluğunu değerlendirmek için en sık kullanılan yöntem:
DEXA / DXA Kemik Yoğunluğu Ölçümü
Dual-energy X-ray absorptiometry (DXA/DEXA) düşük doz X-ışını kullanılarak kemik mineral yoğunluğunun ölçülmesini sağlayan yöntemdir.
Ölçüm sıklıkla:
lomber omurga ve kalça
bölgelerinden yapılır.
Test kısa sürer ve ağrısızdır.
DEXA sonucu değerlendirilirken yalnızca raporda “osteopeni” veya “osteoporoz” yazmasına bakılmamalıdır.
Ölçümün hangi bölgede yapıldığı ve T-skoru gibi değerler de değerlendirilmelidir.
T-Skoru Nedir?
T-skoru, kişinin kemik mineral yoğunluğunu sağlıklı genç erişkinlerin ortalama kemik mineral yoğunluğuyla karşılaştırır.
Postmenopozal kadınlarda genel olarak:
T-skoru ≥ –1: normal kemik mineral yoğunluğu
–1 ile –2.5 arası: osteopeni
≤ –2.5: osteoporoz
olarak sınıflandırılır.
Ancak tedavi kararı yalnızca T-skoruna göre verilmez.
Örneğin T-skoru osteoporoz sınırına ulaşmamış bir kadının daha önce düşük travmalı kalça kırığı geçirmiş olması tedavi kararını tamamen değiştirebilir.
Z-Skoru Nedir?
Z-skoru kişinin kemik mineral yoğunluğunu aynı yaş ve cinsiyetteki kişilerle karşılaştırır.
Özellikle genç kadınlarda ve sekonder osteoporoz olasılığının değerlendirilmesinde önem kazanabilir.
Yaşına göre beklenenden belirgin düşük kemik yoğunluğu saptanması halinde altta yatan başka bir neden araştırılabilir.
Kırılganlık Kırığı Nedir?
Fragility fracture, yani kırılganlık kırığı normal bir kemiğin genellikle kırılmasının beklenmeyeceği düşük enerjili travma sonucunda ortaya çıkan kırıktır.
Örneğin ayakta durma yüksekliğinden düşme sonrasında meydana gelen kırık buna örnek olabilir.
Daha önce kırılganlık kırığı geçirilmiş olması gelecekteki kırık riskinin önemli göstergelerinden biridir.
Bu nedenle değerlendirmede yalnızca DEXA sonucu değil, kırık öyküsü mutlaka sorgulanmalıdır.
FRAX Nedir?
Kemik mineral yoğunluğu kırık riskinin yalnızca bir bölümünü gösterir.
Bu nedenle bazı hastalarda FRAX gibi klinik risk hesaplama araçları kullanılabilir.
FRAX önümüzdeki 10 yıl içerisindeki:
majör osteoporotik kırık ve kalça kırığı riskini
tahmin etmeye yardımcı olur.
Hesaplamada yaş, cinsiyet, vücut özellikleri ve çeşitli klinik risk faktörleri dikkate alınır.
Özellikle osteopenisi bulunan kadınlarda tedavi gerekip gerekmediğine karar verirken yararlı olabilir.
Menopozda Kimlere DEXA Yapılmalıdır?
Kemik yoğunluğu taraması yaş ve risk faktörlerine göre planlanır.
Genel olarak 65 yaş ve üzerindeki kadınlarda kemik mineral yoğunluğu taraması önerilir.
Ancak 65 yaşından genç postmenopozal kadınlarda da osteoporoz veya kırık riski yüksekse DEXA daha erken yaşta yapılabilir.
Özellikle:
erken menopoz, düşük vücut ağırlığı, daha önce kırık öyküsü, ailede osteoporotik kırık, uzun süreli kortikosteroid kullanımı veya osteoporozla ilişkili hastalıklar
erken değerlendirmeyi gerektirebilir.
Osteoporoz İçin Risk Faktörleri Nelerdir?
Osteoporoz riskini artırabilecek önemli faktörler arasında:
- ileri yaş,
- düşük kemik mineral yoğunluğu,
- daha önce vertebra veya diğer kırılganlık kırıkları,
- ailede osteoporotik kırık öyküsü,
- düşük vücut ağırlığı,
- erken menopoz,
- hipogonadizm,
- uzun süreli kortikosteroid kullanımı,
- sigara,
- aşırı alkol tüketimi,
- düşük kalsiyum alımı,
- yetersiz fiziksel aktivite,
- romatoid artrit,
- bazı tiroid ve paratiroid hastalıkları,
- malabsorpsiyon,
- bazı antikonvülzan ilaçlar,
- aromataz inhibitörleri
sayılabilir.
Risk faktörleri arttıkça değerlendirme yalnızca yaşa göre yapılmamalıdır.
Erken Menopoz Kemik Erimesi Riskini Artırır mı?
Evet.
Östrojenin beklenenden erken yaşta azalması kadının yaşam boyunca düşük östrojen ortamında geçireceği süreyi artırabilir.
Bu nedenle erken menopoz veya prematür over yetmezliği bulunan kadınlarda kemik sağlığı özellikle önemlidir.
Benzer şekilde yumurtalıkların genç yaşta cerrahi olarak çıkarılması sonucunda gelişen cerrahi menopoz da ayrıca değerlendirilmelidir.
Bu hastalarda yalnızca sıcak basmalarının tedavisine odaklanmak yeterli değildir.
Uzun dönem kemik sağlığı da planlanmalıdır.
Osteoporozun Başka Hastalıklara Bağlı Olması Mümkün mü?
Evet.
Her düşük kemik yoğunluğu yalnızca menopozdan kaynaklanmaz.
Sekonder osteoporoz olarak adlandırılan durumda kemik kaybının altında başka bir hastalık veya ilaç kullanımı bulunabilir.
Örneğin:
hiperparatiroidi, tiroid hormon fazlalığı, bazı böbrek hastalıkları, hiperkortizolizm, malabsorpsiyon ve bazı ilaçlar
kemik kaybına katkıda bulunabilir.
Bu nedenle özellikle beklenenden erken veya ciddi osteoporoz saptanan kadınlarda altta yatan nedenler araştırılabilir.
Osteoporoz Değerlendirmesinde Hangi Kan Testleri Yapılabilir?
Her hastaya aynı laboratuvar paneli uygulanması gerekmez.
Ancak klinik duruma göre:
serum kalsiyumu, fosfor, alkalen fosfataz, böbrek fonksiyonları, tiroid fonksiyonları ve D vitamini
gibi değerlendirmeler yapılabilir.
Sekonder osteoporoz düşünülüyorsa daha ileri testler gerekebilir.
Buradaki amaç yalnızca osteoporoz tanısını koymak değil, tedavi edilebilir bir neden bulunup bulunmadığını belirlemektir.
Menopozda Osteoporoz Nasıl Önlenir?
Osteoporozdan korunma yalnızca ilaç kullanmak değildir.
Kemik sağlığı açısından yaşam boyunca:
yeterli beslenme, düzenli fiziksel aktivite, kas gücünün korunması, sigaradan kaçınma, aşırı alkol tüketiminden uzak durma ve düşmelerin önlenmesi
önemlidir.
Özellikle menopozdan sonra kemik sağlığının değerlendirilmesi için kırık riskinin belirlenmesi gerekir.
Kalsiyum Kemikleri Korur mu?
Kalsiyum kemik sağlığı açısından gereklidir.
Ancak yaklaşım:
“Menopoza girdiniz, herkese yüksek doz kalsiyum tableti verelim.”
şeklinde olmamalıdır.
Öncelikle günlük kalsiyum gereksiniminin mümkün olduğunca beslenmeyle karşılanması tercih edilir.
Süt ve süt ürünleri ile diğer kalsiyumdan zengin besinler önemli kaynaklardır.
Beslenmeyle yeterli miktar alınamıyorsa hastanın toplam günlük alımı dikkate alınarak takviye düşünülebilir.
Gönderdiğin kaynakta 50 yaş üzerindeki kadınlar için günlük yaklaşık 1.200 mg toplam kalsiyum alımı vurgulanıyor. Bu miktar yalnızca tablet değil, besin + gerektiğinde takviyenin toplamıdır.
Gereksiz yüksek doz kalsiyum kullanımı da doğru değildir.
D Vitamini ve Osteoporoz
D vitamini kalsiyum metabolizması ve kemik sağlığı açısından önemlidir.
D vitamini eksikliği:
kemik mineralizasyonunun bozulmasına, kas fonksiyonlarının etkilenmesine ve bazı kişilerde düşme riskinin artmasına
katkıda bulunabilir.
Ancak burada da yaklaşım herkese kontrolsüz yüksek doz D vitamini vermek olmamalıdır.
D vitamini eksikliği bulunan hastalarda uygun replasman yapılmalıdır.
Özellikle osteoporoz tedavisi başlanacak hastalarda yeterli kalsiyum ve D vitamini alımının sağlanması önemlidir.
Menopozda Beslenme Kemik Sağlığını Etkiler mi?
Evet.
Kemik sağlığında yalnızca kalsiyum değil, yeterli protein ve genel beslenme durumu da önemlidir.
Özellikle ileri yaşta yetersiz protein alımı kas kütlesinin azalmasına katkıda bulunabilir.
Kas kaybı ise dengeyi bozarak düşme riskini artırabilir.
Dolayısıyla menopozdaki kemik sağlığını:
kemik + kas + denge
üçlüsü olarak değerlendirmek daha doğrudur.
Kahve Kemik Erimesi Yapar mı?
Aşırı kafein tüketiminin kalsiyum metabolizması üzerinde etkileri olabilir.
Ancak yeterli kalsiyum alan sağlıklı bir kadında makul miktarda kahve tüketimini osteoporozun tek nedeni olarak görmek doğru değildir.
Asıl önemli olan genel beslenme, kalsiyum alımı ve toplam risk profilidir.
Menopozda Egzersiz Kemikleri Korur mu?
Evet.
Özellikle ağırlık taşıyan egzersizler ve direnç egzersizleri kemik ve kas sağlığının korunmasında önemlidir.
Yürüyüş yararlıdır ancak tek başına her zaman yeterli olmayabilir.
Program içerisinde mümkün olduğunca:
direnç egzersizleri, kas güçlendirme, denge çalışmaları ve kişinin sağlık durumuna uygun ağırlık taşıyan aktiviteler
bulunmalıdır.
Egzersizin önemli yararlarından biri de düşme riskini azaltmaya yardımcı olmasıdır.
Düşmelerin Önlenmesi Neden Bu Kadar Önemli?
Osteoporoz tedavisinin amacı yalnızca DEXA değerini yükseltmek değil, kırıkları önlemektir.
Kırıkların önemli bölümü düşmeler sonucunda meydana gelir.
Bu nedenle özellikle ileri yaştaki kadınlarda:
görme problemleri, denge sorunları, kas güçsüzlüğü, kullanılan sedatif ilaçlar ve ev içerisindeki düşme riskleri değerlendirilmelidir.
Kaygan zeminler, gevşek halılar ve yetersiz aydınlatma gibi basit çevresel faktörlerin düzeltilmesi bile önemlidir.
Osteoporoz Ne Zaman İlaçla Tedavi Edilir?
Her osteopeni ilaç tedavisi gerektirmez.
Tedavi kararı:
DEXA sonucu + geçirilmiş kırıklar + yaş + FRAX ve diğer klinik risk faktörleri
birlikte değerlendirilerek verilir.
Osteoporoz tanısı bulunan veya kırık riski belirgin derecede yüksek olan kadınlarda farmakolojik tedavi düşünülebilir.
Tedavinin temel amacı:
İlk kırığı veya bir sonraki kırığı önlemektir.
Menopoz Hormon Tedavisi Kemikleri Korur mu?
Evet.
Östrojen kemik rezorpsiyonunu azaltabilir ve menopoz hormon tedavisi kullanım sırasında kemik kaybını azaltarak kırık riskinin düşmesine katkıda bulunabilir.
Bu özellikle menopoz semptomları nedeniyle zaten hormon tedavisi endikasyonu bulunan genç ve yeni menopoza girmiş uygun kadınlarda ek bir avantaj olabilir.
Ancak önemli bir ayrım vardır:
Hormon tedavisi yalnızca DEXA sonucunu düzeltmek amacıyla her osteoporoz hastasına otomatik olarak başlanmaz.
Kadının yaşı, menopozdan geçen süre, vazomotor semptomları ve hormon tedavisine ilişkin kişisel riskleri birlikte değerlendirilmelidir.
Önceki biyoeşdeğer hormon tedavisi bölümünde anlattığımız gibi kullanılacak östrojenin türü ve uygulama yolu da bireyselleştirilebilir.
Bazedoksifen ve Kemik Sağlığı
Bazedoksifen selektif östrojen reseptör modülatörü özellikleri bulunan bir moleküldür.
Konjuge östrojenlerle birlikte kullanıldığı bazı tedavilerde vazomotor semptomların kontrolünün yanında kemik kaybının azaltılmasına katkıda bulunabilir.
Bazedoksifen endometrium üzerinde östrojenin proliferatif etkisine karşı antagonistik etki gösterebilir.
Bu nedenle uygun hastalarda farklı bir menopoz hormon tedavisi seçeneği oluşturabilir.
Ancak her osteoporoz hastasının tedavisi değildir.
Raloksifen Nedir?
Raloksifen, selektif östrojen reseptör modülatörü yani SERM grubunda bulunan bir ilaçtır.
Kemik dokusunda östrojen benzeri etkiler göstererek kemik kaybının azaltılmasına yardımcı olabilir.
Özellikle vertebral kırık riskini azaltmada etkilidir.
Buna karşılık sıcak basmalarını tedavi etmek amacıyla kullanılmaz ve bazı kadınlarda vazomotor semptomları artırabilir.
Ayrıca venöz tromboembolizm riski açısından hasta seçimi önemlidir.
Bifosfonatlar Nedir?
Osteoporoz tedavisinde en sık kullanılan ilaç gruplarından biri bifosfonatlardır.
Bu grupta:
alendronat, risedronat, ibandronat ve zoledronik asit
gibi ilaçlar bulunur.
Bifosfonatlar kemik yıkımından sorumlu osteoklastların aktivitesini azaltarak kemik rezorpsiyonunu baskılar.
Bu sayede kemik mineral yoğunluğunun korunmasına ve kırık riskinin azaltılmasına yardımcı olurlar.
Alendronat
Alendronat postmenopozal osteoporoz tedavisinde yaygın kullanılan bifosfonatlardan biridir.
Oral olarak kullanılabilir.
Vertebra ve kalça dahil olmak üzere önemli osteoporotik kırıkların azaltılmasında etkinliği bulunmaktadır.
Ancak oral bifosfonatların doğru şekilde kullanılması önemlidir.
Bifosfonat Kullanırken Neden Dik Durmak Gerekir?
Oral bifosfonatlar özofagus ve üst gastrointestinal sistemde irritasyona neden olabilir.
Bu nedenle preparata özgü kullanım talimatlarına uyulması gerekir.
Genellikle ilaç aç karnına yeterli suyla alınır ve sonrasında belirli bir süre oturur veya ayakta dik pozisyonda kalınır.
İlacın kullanım biçimi reçete edilen preparata göre hastaya ayrıntılı anlatılmalıdır.
Risedronat, İbandronat ve Zoledronik Asit
Risedronat oral bifosfonat seçeneklerinden biridir.
İbandronat oral veya intravenöz formlarda kullanılabilir.
Zoledronik asit ise intravenöz olarak belirli aralıklarla uygulanabilir.
Hangi bifosfonatın seçileceği;
hastanın kırık riski, böbrek fonksiyonları, gastrointestinal toleransı, tedaviye uyumu ve klinik özelliklerine göre belirlenir.
Bifosfonatların Yan Etkileri Nelerdir?
Oral preparatlarda üst gastrointestinal yakınmalar görülebilir.
Nadir fakat klinik açıdan önemli komplikasyonlar arasında:
çene osteonekrozu ve atipik femur kırıkları
bulunur.
Ancak bunların riski osteoporoz tedavisinde kullanılan dozlarda düşüktür ve tedavinin yararı ile birlikte değerlendirilmelidir.
Bu nadir komplikasyonlar nedeniyle gerekli osteoporoz tedavisinden tamamen kaçınmak da doğru değildir.
Bifosfonat Tedavisine Ara Verilebilir mi?
Bazı hastalarda belirli süre tedaviden sonra kırık riski yeniden değerlendirilerek ilaç tatili (drug holiday) düşünülebilir.
Ancak bu herkes için geçerli değildir.
Özellikle kırık riski yüksek olan hastalarda tedavinin devamı gerekebilir.
Dolayısıyla:
“Bifosfonat en fazla şu kadar yıl kullanılır.”
şeklinde herkes için geçerli tek bir kural yoktur.
Tedavi süresi bireyselleştirilmelidir.
Denosumab Nedir?
Denosumab, kemik metabolizmasındaki RANKL sistemini hedefleyen monoklonal antikordur.
RANKL'yi inhibe ederek osteoklastların oluşum ve aktivitesini azaltır.
Bunun sonucunda kemik rezorpsiyonu azalır ve kemik mineral yoğunluğu artabilir.
Postmenopozal osteoporozda uygun hastalarda vertebral, nonvertebral ve kalça kırığı riskini azaltabilir.
Denosumab Kesilirken Neden Dikkat Edilmelidir?
Bu çok önemli bir konudur.
Denosumab kesildiğinde etkisi hızla ortadan kalkabilir ve rebound kemik dönüşümü gelişebilir.
Bazı hastalarda hızlı kemik kaybı ve özellikle vertebral kırık riskinde artış ortaya çıkabilir.
Bu nedenle:
Denosumab tedavisi plansız biçimde kesilmemelidir.
Tedavi bırakılacaksa sonrasında kemik kaybını önleyecek uygun bir antiresorptif tedavi planlanması gerekebilir.
Teriparatid ve Abaloparatid
Bazı osteoporoz ilaçları yalnızca kemik yıkımını azaltmak yerine yeni kemik oluşumunu uyarır.
Teriparatid ve abaloparatid bu gruptaki anabolik tedavilerdendir.
Özellikle çok yüksek kırık riski bulunan veya belirli ciddi osteoporoz tablolarındaki hastalarda düşünülebilir.
Bu tedaviler belirli sürelerle uygulanır ve sonrasında elde edilen kemik kazanımının korunması amacıyla antiresorptif tedaviye geçilmesi gerekebilir.
Romosozumab Nedir?
Romosozumab, sklerostini hedefleyen monoklonal antikordur.
Kemik yapımını artırırken aynı zamanda kemik yıkımını azaltan etkileri bulunmaktadır.
Özellikle çok yüksek kırık riski bulunan seçilmiş osteoporoz hastalarında kullanılabilir.
Ancak kardiyovasküler güvenlik açısından hasta seçimi önemlidir.
Bu nedenle her osteoporoz hastasına uygulanacak standart bir tedavi değildir.
Osteoporoz Tedavisinde Hangi İlaç Daha İyi?
Tek bir “en iyi osteoporoz ilacı” yoktur.
Doğru tedavi;
hastanın yaşı, T-skoru, daha önce kırık geçirip geçirmediği, kalça kırığı riski, böbrek fonksiyonları, gastrointestinal hastalıkları, diğer ilaçları ve toplam kırık riskine
göre belirlenir.
Bazı hastalarda oral bifosfonat yeterliyken bazı hastalarda intravenöz tedavi, denosumab veya anabolik tedaviler daha uygun olabilir.
Bu nedenle osteoporoz tedavisinin amacı yalnızca DEXA sonucundaki rakamı yükseltmek değildir.
Doğru hastaya doğru kırık önleme stratejisini seçmektir.
Menopozda Kemik Sağlığı İçin Benim Yaklaşımım
Menopozdaki bir kadını değerlendirirken kemik sağlığını yalnızca “DEXA yaptırdınız mı?” sorusuna indirgemem.
Önce:
menopoz yaşı → doğal mı cerrahi menopoz mu → erken menopoz var mı → daha önce kırık olmuş mu → ailede kalça kırığı var mı → kortizon veya kemik kaybına yol açabilecek ilaç kullanımı var mı → beslenme ve fiziksel aktivite nasıl → düşme riski var mı
sorularını değerlendiririm.
Hormon tedavisi düşünülüyorsa kemik üzerindeki olumlu etkisini de tedavinin toplam yarar-risk hesabına dahil ederim.
Özellikle erken menopoz, cerrahi menopoz veya kanser tedavileri sonrasında ortaya çıkan menopozda kemik sağlığını gözden kaçırmamak gerekir.
Jinekolojik onkoloji pratiğinde bu konu ayrıca önemlidir. Örneğin bazı kadınlar genç yaşta yumurtalıklarının alınması nedeniyle ani cerrahi menopoza girebilir; bazı meme kanseri hastaları ise kullandıkları aromataz inhibitörleri nedeniyle hızlanmış kemik kaybıyla karşılaşabilir.
Dolayısıyla menopozdaki kemik sağlığının değerlendirilmesi bazen standart bir osteoporoz taramasından daha fazlasını gerektirir.
Sık Sorulan Sorular
Menopoz kemik erimesi yapar mı?
Menopoz sonrasında östrojen seviyelerinin azalması kemik rezorpsiyonunu artırabilir ve kemik mineral yoğunluğunun azalmasına katkıda bulunabilir. Ancak her menopozdaki kadında osteoporoz gelişmez. Yaş, genetik yapı, başlangıçtaki kemik kütlesi, beslenme, fiziksel aktivite ve diğer risk faktörleri de önemlidir.
Menopozdan sonra kemik erimesi ne zaman başlar?
Kemik kaybı menopozal geçiş döneminde hızlanabilir ve menopozdan sonraki ilk yıllarda belirginleşebilir. Bu nedenle özellikle erken veya cerrahi menopoza giren kadınlarda kemik sağlığı önemlidir.
Kemik erimesinin belirtileri nelerdir?
Osteoporoz çoğu zaman kırık oluşana kadar belirti vermez. Vertebra kırıkları sırt ağrısı, boy kısalması veya kamburlaşmaya neden olabilir.
DEXA kemik ölçümü kaç yaşında yapılır?
Genel olarak 65 yaş ve üzerindeki kadınlarda tarama önerilir. Ancak kırık veya osteoporoz riski yüksek olan postmenopozal kadınlarda daha erken yaşlarda DEXA yapılabilir.
DEXA çekimi ağrılı mıdır?
Hayır. DEXA ağrısız ve kısa süren bir kemik mineral yoğunluğu ölçümüdür.
T-skoru kaç olursa osteoporoz vardır?
Postmenopozal kadınlarda genel olarak –2.5 veya daha düşük T-skoru osteoporoz ile uyumludur. –1 ile –2.5 arasındaki değerler osteopeni olarak değerlendirilir. Ancak tedavi kararı yalnızca T-skoruna göre verilmez.
Osteopeni varsa ilaç kullanmak gerekir mi?
Her zaman değil. Yaş, kırık öyküsü, FRAX sonucu ve diğer klinik risk faktörleri birlikte değerlendirilmelidir.
FRAX testi nedir?
FRAX, kişinin klinik risk faktörlerini kullanarak önümüzdeki 10 yıl içerisindeki majör osteoporotik kırık ve kalça kırığı riskini tahmin etmeye yardımcı olan bir araçtır.
Menopozda hormon tedavisi kemik erimesini önler mi?
Sistemik östrojen kemik rezorpsiyonunu azaltabilir ve hormon tedavisi kullanım sırasında kemik kaybını ve kırık riskini azaltabilir. Ancak hormon tedavisinin başlanıp başlanmayacağı yalnızca kemik yoğunluğuna göre belirlenmez; menopoz belirtileri ve bireysel yarar-risk dengesi de değerlendirilir.
Biyoeşdeğer hormon tedavisi kemikleri korur mu?
Biyoeşdeğer olarak adlandırılan 17β-estradiol sistemik olarak uygun dozlarda kullanıldığında östrojenin kemik üzerindeki biyolojik etkilerine sahiptir. Ancak “biyoeşdeğer” kelimesi tedaviyi otomatik olarak daha güçlü veya daha güvenli yapmaz. Hormon tedavisi kişiye göre planlanmalıdır.
Kalsiyum osteoporozu tedavi eder mi?
Kalsiyum kemik sağlığı için gereklidir ancak tek başına yerleşmiş osteoporozun farmakolojik tedavisi değildir. Günlük gereksinimin öncelikle beslenmeyle karşılanması, eksik kalan kısmın gerektiğinde takviye edilmesi tercih edilir.
Menopozda ne kadar kalsiyum alınmalıdır?
50 yaş üzerindeki kadınlarda çoğu rehber yaklaşık 1.200 mg/gün toplam kalsiyum alımını hedefler. Buradaki toplam miktara besinlerden alınan kalsiyum da dahildir.
D vitamini kemik erimesini önler mi?
D vitamini normal kemik mineralizasyonu ve kalsiyum metabolizması için gereklidir. Eksiklik varsa düzeltilmelidir. Ancak D vitamini tek başına yüksek kırık riskli osteoporozun tedavisi değildir.
Yürüyüş osteoporoz için yeterli midir?
Yürüyüş yararlıdır ancak kemik ve kas sağlığı açısından direnç egzersizleri, kas güçlendirme ve denge çalışmalarının da programa eklenmesi genellikle daha kapsamlı bir yaklaşım sağlar.
Bifosfonatlar tehlikeli midir?
Bifosfonatların yan etkileri vardır ancak uygun hastalarda osteoporotik kırıkları önlemedeki yararları önemlidir. Çene osteonekrozu ve atipik femur kırığı gibi ciddi komplikasyonlar osteoporoz dozlarında nadirdir.
Denosumab ne kadar süre kullanılır?
Tedavi süresi hastanın kırık riskine göre belirlenir. En önemli noktalardan biri denosumabın plansız kesilmemesidir. Kesilmesi gerekiyorsa rebound kemik kaybını azaltmak amacıyla sonraki tedavi önceden planlanmalıdır.
Osteoporoz tamamen düzelir mi?
Tedaviyle kemik mineral yoğunluğu artırılabilir veya kayıp yavaşlatılabilir ve daha önemlisi kırık riski azaltılabilir. Tedavinin başarısı yalnızca DEXA sonucuyla değil, kırıkların önlenmesiyle değerlendirilir.
Erken menopozda DEXA yaptırmak gerekir mi?
Erken menopoz veya prematür over yetmezliği uzun süreli östrojen kaybıyla ilişkili olduğundan kemik sağlığı ayrıca değerlendirilmelidir. DEXA gereksinimi hastanın yaşı ve diğer risk faktörlerine göre belirlenir.
Yumurtalıkları alınan kadınlarda kemik erimesi olur mu?
Premenopozal dönemde her iki yumurtalığın alınması ani östrojen kaybına neden olabilir ve kemik kaybını hızlandırabilir. Bu nedenle cerrahi menopoz yaşayan kadınlarda kemik sağlığı ve menopoz tedavisi birlikte değerlendirilmelidir.
Meme kanseri tedavisi kemik erimesi yapabilir mi?
Bazı meme kanseri tedavileri, özellikle aromataz inhibitörleri, kemik kaybını artırabilir. Bu hastalarda kemik mineral yoğunluğu ve kırık riski ayrıca değerlendirilmelidir.
Menopozda kemik erimesi için hangi doktora gidilir?
Menopoz döneminde ilk değerlendirme sırasında jinekolojik ve menopozla ilişkili riskler birlikte ele alınabilir. Belirgin osteoporoz, kırık, sekonder osteoporoz şüphesi veya ileri ilaç tedavisi gereksiniminde ilgili branşlarla multidisipliner takip gerekebilir.