Ana Sayfa Yazılar Genel
Genel

Kısırlık Değerlendirmesi Nasıl Yapılır? Kadın ve Erkekte Adım Adım Tanı Algoritması

Blog'a Dön

İnfertilite Değerlendirmesi Nasıl Yapılır? Kadın ve Erkekte Adım Adım Tanı Algoritması

İnfertilite değerlendirmesinde amaç mümkün olduğunca çok test istemek değil, gebeliği engelleyebilecek temel basamakları sistematik biçimde değerlendirmektir. Bir çiftin değerlendirilmesinde kadının yumurtlayıp yumurtlamadığı, yumurtalık rezervi, rahim ve tüplerin anatomisi ile erkek faktörü birlikte ele alınmalıdır.

Ben infertilite değerlendirmesinde de bu sistematik yaklaşımı kullanıyorum. İlk görüşmede çiftin öyküsü ve önceki tetkikleri değerlendirildikten sonra gereksiz tetkikleri tekrarlamak yerine, eksik olan basamağı tamamlamayı ve saptanan probleme göre bir sonraki adımı belirlemeyi tercih ediyorum.

Özellikle kadınlarda endometriozis, hidrosalpinks, myom, rahim anomalisi, pelvik yapışıklık veya geçirilmiş ameliyat öyküsü varsa infertilitenin yalnızca hormonal değil, anatomik ve cerrahi yönünün de değerlendirilmesi önem kazanır.

Kadında Anatomik İnfertilite Nedenlerinin Değerlendirilmesi

Tübal ve Pelvik Faktörler

Fallop tüpleri gebeliğin oluşmasında temel role sahiptir. Ovulasyonla yumurtalıktan atılan oositin yakalanması, spermle karşılaşması ve oluşan embriyonun rahim boşluğuna taşınması tüpler aracılığıyla gerçekleşir.

Bu nedenle tüplerin tıkalı olması veya pelvis içerisindeki normal anatomik ilişkinin bozulması infertiliteye yol açabilir.

Tübal infertilitenin önemli nedenleri arasında pelvik enfeksiyonlar, geçirilmiş cerrahiler, endometriozis ve pelvik adezyonlar bulunur.

Özellikle Chlamydia trachomatis ve Neisseria gonorrhoeae gibi enfeksiyonların neden olduğu pelvik inflamatuvar hastalık sonrasında tüplerde hasar gelişebilir.

Tekrarlayan enfeksiyonlarla birlikte tübal infertilite riski artabilir.

Geçirilmiş apandisit, bağırsak ameliyatları veya jinekolojik operasyonlardan sonra gelişen pelvik yapışıklıklar da tüp ile over arasındaki anatomik ilişkiyi bozarak fertiliteyi etkileyebilir.

Genital Tüberküloz ve İnfertilite

Dünyanın bazı bölgelerinde genital tüberküloz da tübal infertilitenin nedenleri arasında yer alır.

Genital tüberküloz özellikle fallop tüplerini ve endometriumu etkileyerek infertiliteye neden olabilir. Endometrial adezyonlar ve rahim boşluğunda hasar gelişebilir.

Bu nedenle klinik ve epidemiyolojik şüphe bulunan hastalarda değerlendirme genişletilebilir.

Endometriozis ve İnfertilite

Endometriozis, infertilite ile yakından ilişkili jinekolojik hastalıklardan biridir.

Endometriozis yalnızca tüpleri mekanik olarak tıkayarak infertilite oluşturmaz. Hastalık;

neden olabilir.

Daha ileri endometrioziste yumurtalık ve tüpler normal anatomik konumlarından tamamen uzaklaşabilir.

Bu nedenle endometriozisli infertil bir hastada yalnızca “endometriozis var mı?” sorusunu değil, hastalığın over rezervine ve pelvik anatomiye ne ölçüde etki ettiğini değerlendirmek gerekir.

Her endometriozis hastasına ameliyat yapılması doğru değildir. Özellikle infertilite söz konusu olduğunda kadının yaşı, AMH değeri, antral follikül sayısı, endometriomanın özellikleri, ağrı, tüplerin durumu ve daha önce geçirilmiş ameliyatlar birlikte değerlendirilmelidir.

Rahim Kaynaklı İnfertilite Nedenleri

Rahimdeki bazı doğumsal veya sonradan gelişen problemler fertiliteyi ve gebeliğin devamını etkileyebilir.

Başlıca uterin faktörler arasında:

submüköz myomlar, endometrial polipler, rahim içi yapışıklıklar (Asherman sendromu) ve Müllerian/rahim anomalileri bulunur.

Myomlar ve İnfertilite

Myomların fertilite üzerindeki etkisi esas olarak yerleşim yerine bağlıdır.

Özellikle rahim boşluğunu bozan submüköz myomların fertilite üzerindeki etkisi daha belirgindir.

Buna karşılık rahmin dış yüzeyine doğru büyüyen ve rahim boşluğunu etkilemeyen subseröz myomların fertilite üzerindeki etkisi çok daha sınırlıdır.

İntramural myomlarda ise karar daha karmaşıktır. Myomun boyutu, sayısı, endometriuma yakınlığı ve rahim boşluğunu etkileyip etkilemediği birlikte değerlendirilmelidir.

Bu nedenle infertil bir kadında “myom var, ameliyat edelim” yaklaşımı doğru değildir.

Cerrahinin gerçekten gebelik şansını artırıp artırmayacağı değerlendirilmelidir.

Endometrial Polip ve İnfertilite

Endometrial polipler rahim boşluğu içerisinde gelişen benign lezyonlardır.

Özellikle rahim boşluğunda yer kaplayan polipler bazı hastalarda implantasyonu etkileyebilir.

Ultrasonografide şüphe saptandığında salin infüzyon sonografi veya histeroskopi ile daha ayrıntılı değerlendirme yapılabilir.

Tedavi gereken hastalarda histeroskopik polipektomi, rahim boşluğuna doğrudan girilerek polibin çıkarılmasını sağlar.

Asherman Sendromu

Asherman sendromu, rahim içerisinde yapışıklıkların oluşmasıdır.

Özellikle gebelikle ilişkili küretajlar, uterin cerrahiler veya enfeksiyonlardan sonra gelişebilir.

Hastalarda adet miktarında belirgin azalma, adet görememe, infertilite veya tekrarlayan gebelik kayıpları görülebilir.

Tanıda histeroskopi özellikle değerlidir çünkü rahim boşluğunun doğrudan görülmesini sağlar.

Rahim Anomalileri ve İnfertilite

Septat uterus, bicornuat uterus, unicornuat uterus ve uterus didelfis gibi Müllerian anomaliler üreme sonuçlarını farklı derecelerde etkileyebilir.

Burada doğru tanı son derece önemlidir.

Örneğin septat uterus ile bicornuat uterusun tedavisi aynı değildir. Bu nedenle yalnızca rahim boşluğunun şekline bakmak yeterli olmayabilir; rahmin dış konturunun da değerlendirilmesi gerekir.

3 boyutlu ultrasonografi ve gerektiğinde MR, bu ayrımın yapılmasında yardımcı olabilir.

İnfertilitede Pelvik Anatomi Nasıl Değerlendirilir?

Rahim ve tüplerin değerlendirilmesinde tek bir yöntem bütün sorulara cevap vermez.

Kullanılabilecek yöntemler arasında:

HSG, transvajinal ultrasonografi, 3D ultrasonografi, salin infüzyon sonografi (SIS), MR, histeroskopi ve laparoskopi bulunur.

Her yöntemin gösterdiği anatomik yapı farklıdır.

Örneğin HSG tüplerin açıklığını göstermede avantajlıyken, histeroskopi rahim boşluğunun doğrudan değerlendirilmesini sağlar. Laparoskopi ise pelvisin dış anatomisini, tüpleri, overleri, endometriozis ve yapışıklıkları değerlendirebilir.

Dolayısıyla hastaya hangi yöntemin uygulanacağı hangi soruya cevap aradığımıza göre belirlenmelidir.

Histerosalpingografi (HSG) Nedir?

HSG, rahim boşluğunun şeklini ve fallop tüplerinin açıklığını değerlendirmek amacıyla kullanılan radyolojik bir yöntemdir.

Rahim ağzından verilen kontrast madde rahim boşluğunu doldurur, ardından tüplere geçer. Tüpler açıksa kontrast maddenin karın boşluğuna yayıldığı görülür.

Bu şekilde hem rahim boşluğu hem de tübal geçiş hakkında bilgi elde edilir.

HSG genellikle gebelik ihtimalinin olmadığı adet sonrası erken folliküler dönemde yapılır.

HSG ile Neler Görülebilir?

HSG;

hakkında bilgi verebilir.

Ancak HSG'nin sınırlılıkları vardır.

Örneğin rahim boşluğunda iki ayrı kavite görülmesi septat uterus ile bicornuat uterusun kesin olarak ayrılmasını sağlamayabilir, çünkü HSG rahmin dış fundal konturunu yeterince göstermez.

Böyle durumlarda 3D ultrasonografi veya MR gerekebilir.

HSG'de Tüpler Kapalı Çıkarsa Kesin Kapalı mıdır?

Her zaman değil.

Özellikle rahme yakın proksimal tübal tıkanıklık, tüpün geçici spazmı nedeniyle olduğundan daha sık görülebilir.

Bu nedenle HSG'de saptanan bazı proksimal tıkanıklıkların klinik bulgular ve gerektiğinde diğer yöntemlerle doğrulanması gerekebilir.

Buna karşılık distal tübal genişleme ve hidrosalpinks farklı bir klinik problem oluşturur ve yardımcı üreme tedavilerinden önce ayrıca değerlendirilmesi gerekebilir.

Ultrasonografi

Transvajinal ultrasonografi infertilite değerlendirmesinin temel araçlarından biridir.

Ultrasonografi ile:

uterus, endometrium, overler, antral folliküller, myomlar, endometriomalar ve adneksiyel kitleler değerlendirilebilir.

3 boyutlu ultrasonografi özellikle doğumsal rahim anomalilerinde uterusun koronal planının değerlendirilmesine imkân verir.

Bu nedenle septat uterus ve bicornuat uterus ayrımında oldukça değerlidir.

Salin İnfüzyon Sonografi (SIS)

Salin infüzyon sonografi, rahim boşluğuna ince bir kateter aracılığıyla serum fizyolojik verilerek ultrasonografi yapılmasıdır.

Rahim boşluğunun sıvıyla açılması sayesinde endometrial yüzeyler birbirinden ayrılır.

Bu yöntem özellikle:

endometrial polip, submüköz myom, intrauterin adezyon ve rahim boşluğunu etkileyen bazı anomalilerin değerlendirilmesinde kullanılabilir.

Standart transvajinal ultrasonografide şüpheli görünen bir kavite bulgusunun daha ayrıntılı değerlendirilmesini sağlayabilir.

İnfertilitede Laparoskopi

Laparoskopi, pelvisin doğrudan görüntülenmesini sağlayan cerrahi yöntemdir.

Rahim, fallop tüpleri, yumurtalıklar ve pelvik periton doğrudan değerlendirilebilir.

Özellikle:

endometriozis, pelvik adezyon, hidrosalpinks, geçirilmiş pelvik enfeksiyon, geçirilmiş cerrahi veya kompleks pelvik anatomi şüphesi bulunan hastalarda önemli bilgiler sağlayabilir.

Laparoskopi sırasında tüplerin açıklığını değerlendirmek için rahim ağzından boya verilerek kromopertübasyon yapılabilir. Boyanın tüplerden karın boşluğuna geçişi doğrudan gözlenebilir.

Ancak laparoskopi cerrahi bir işlemdir ve her infertil hastaya rutin olarak uygulanmamalıdır.

İnfertilite Cerrahisinde Benim Yaklaşımım

Benim infertilite hastasına yaklaşımımda önemli noktalardan biri, tanısal laparoskopiyi otomatik bir basamak olarak kullanmamak.

Ultrasonografi, HSG ve diğer bulgular normal ise yalnızca infertilite var diye laparoskopi önermiyorum.

Buna karşılık görüntüleme veya öykü endometriozis, hidrosalpinks, pelvik adezyon, tübal patoloji, over patolojisi veya anatomik bozukluk düşündürüyorsa laparoskopinin değeri artar.

Burada laparoskopinin önemli avantajı, uygun hastada yalnızca tanı koymak değil aynı seansta cerrahi tedavi uygulayabilmektir.

Jinekolojik onkoloji cerrahisi pratiğim nedeniyle ileri laparoskopik cerrahi ve kompleks pelvik anatomi günlük cerrahi pratiğimin önemli bir bölümünü oluşturuyor. Bu deneyim özellikle geçirilmiş ameliyatı, yoğun adezyonu, derin endometriozisi veya kompleks tubo-ovaryan anatomisi bulunan infertilite hastalarında önem kazanıyor.

Amaç yalnızca patolojiyi çıkarmak değil; over rezervini, tüpleri ve gelecekteki fertilite potansiyelini mümkün olduğunca koruyarak cerrahi yapmak olmalıdır.

Histeroskopi

Histeroskopi, rahim boşluğunun kamera ile doğrudan görüntülenmesini sağlayan yöntemdir.

İntrauterin patolojilerin değerlendirilmesinde en kesin yöntemlerden biridir.

Histeroskopi ile:

doğrudan görülebilir.

En önemli avantajlarından biri tanı ile tedavinin aynı işlem sırasında yapılabilmesidir.

Ancak yine her infertil kadına rutin histeroskopi yapılması gerekli değildir. Ultrasonografi, SIS veya HSG'de kavite patolojisi şüphesi bulunan hastalarda daha anlamlıdır.

Servikal Faktörler

Servikal mukus siklus boyunca hormonal değişikliklere uğrar.

Östrojen etkisi altında ovulasyona yaklaşırken mukus daha ince ve sperm geçişine daha uygun hale gelir. Ovulasyon sonrasında progesteron etkisiyle tekrar koyulaşır.

Servikal cerrahiler, bazı enfeksiyonlar veya servikal stenoz teorik olarak sperm geçişini etkileyebilir.

Geçmişte servikal faktörü değerlendirmek amacıyla postkoital test kullanılmıştır. Ancak gebelik olasılığını güvenilir şekilde öngörmemesi nedeniyle günümüzde rutin infertilite değerlendirmesinde önerilmemektedir.

Erkek İnfertilitesinin Değerlendirilmesi

İnfertilite yalnızca kadına ait bir problem değildir.

Bu nedenle kadında ayrıntılı tetkikler yapılırken erkek partnerin değerlendirilmesini aylarca ertelemek doğru değildir.

Erkek değerlendirmesinin temelini öykü, fizik muayene ve semen analizi oluşturur.

Normal Spermatogenez Nasıl Gerçekleşir?

Sperm üretimi testislerdeki seminifer tübüllerde gerçekleşir.

Sertoli hücreleri gelişmekte olan germ hücrelerini destekler. Leydig hücreleri ise testosteron üretir.

Spermatogenez hormonal olarak hipotalamus-hipofiz-testis aksı tarafından kontrol edilir.

FSH esas olarak Sertoli hücreleri üzerinden spermatogenezi desteklerken, LH Leydig hücrelerini uyararak testosteron üretimini sağlar.

Sperm hücresinin oluşumu ve olgunlaşması haftalar süren karmaşık bir süreçtir. Bu nedenle ateşli hastalık, toksik maruziyet veya bazı tedavilerin semen analizine etkisi hemen değil, haftalar veya aylar sonra görülebilir.

Semen Analizi Nasıl Yapılır?

Semen analizi, erkek infertilitesinin ilk ve en önemli laboratuvar değerlendirmelerinden biridir.

Örnek genellikle 2–3 günlük ejakülasyon perhizi sonrasında alınır.

Örneğin tamamının uygun steril kaba alınması önemlidir. Özellikle ejakülatın ilk kısmının kaybedilmesi sonuçları etkileyebilir.

Semen analizinde başlıca:

hacim, sperm konsantrasyonu, toplam sperm sayısı, hareketlilik, morfoloji ve gerekli durumlarda lökositler değerlendirilir.

Semen Analizi Sonuçları Nasıl Yorumlanır?

Tek bir semen analizindeki hafif anormallik kesin infertilite anlamına gelmez.

Semen parametrelerinde doğal değişkenlik bulunduğundan anormal sonuçların uygun koşullarda tekrarlanması gerekebilir.

Kullanılan bazı terimler şunlardır:

Oligozoospermi: sperm sayısının düşük olması.

Astenozoospermi: sperm hareketliliğinin azalması.

Teratozoospermi: normal morfolojideki sperm oranının düşük olması.

Azoospermi: ejakülatta sperm görülmemesi.

Nekrozoospermi: spermlerin büyük bölümünün canlı olmaması.

Lökositospermi: semende artmış lökosit bulunması.

Ancak semen analizi bir “fertil/fertil değil” testi değildir. Sonuçlar çiftin tamamının klinik durumu içerisinde yorumlanmalıdır.

Düşük Semen Hacmi

Semen hacminin düşük olması eksik örnek toplama, ejakülasyon problemleri veya genital kanallardaki bazı patolojilerle ilişkili olabilir.

Özellikle düşük hacimle birlikte azoospermi varsa ejakülatuvar kanal obstrüksiyonu veya vas deferens anomalileri gibi nedenler araştırılabilir.

Azoospermi

Azoospermi, ejakülatta sperm bulunmamasıdır.

Temel olarak:

obstrüktif azoospermi ve nonobstrüktif azoospermi şeklinde değerlendirilir.

Obstrüktif azoospermide sperm üretimi mevcut olabilir ancak sperm dışarı taşınamaz.

Nonobstrüktif azoospermide ise temel problem sperm üretimindedir.

Bu ayrım hormonal değerlendirme, fizik muayene, görüntüleme ve gerekli durumlarda genetik testlerle yapılır.

DNA Fragmantasyonu

Sperm DNA fragmantasyon testleri, sperm DNA'sındaki hasarı değerlendirmeyi amaçlar.

Yüksek DNA fragmantasyonu çeşitli erkek infertilitesi durumlarıyla ilişkilendirilmiştir.

Ancak testin hangi hastalarda rutin olarak kullanılması gerektiği ve tedavi kararlarını ne ölçüde değiştirdiği konusunda sınırlılıklar bulunmaktadır.

Bu nedenle temel infertilite değerlendirmesinin rutin ilk basamak testi değildir.

Ek Sperm Testleri

Antisperm antikorları ve çeşitli sperm fonksiyon testleri geliştirilmiştir.

Ancak bu testlerin önemli bir bölümünün rutin klinik kullanımda sağladığı ek fayda sınırlıdır.

Bu nedenle başlangıç değerlendirmesinde temel yaklaşım iyi alınmış bir semen analizi ve klinik değerlendirmedir.

Erkekte Hormonal Değerlendirme

Her infertil erkeğe geniş hormonal panel yapılması gerekmez.

Ancak ciddi oligospermi, azoospermi, libido azalması veya hormonal bozukluk düşündüren klinik bulgular varsa hormonal değerlendirme yapılabilir.

Başlıca FSH ve testosteron, gerekli hastalarda ise LH, prolaktin ve diğer hormonlar değerlendirilebilir.

FSH'nin belirgin yüksekliği testiküler sperm üretim bozukluğunu düşündürebilir.

Düşük testosteronla birlikte düşük veya uygunsuz normal gonadotropinler hipotalamik-hipofizer bir nedeni düşündürebilir.

Erkek İnfertilitesinde Görüntüleme

Skrotal ultrasonografi testisleri, epididimi ve varikoseli değerlendirmede kullanılabilir.

Bazı düşük hacimli azoospermi vakalarında transrektal ultrasonografi, ejakülatuvar kanal veya seminal vezikül anomalilerinin araştırılmasında kullanılabilir.

MR ise rutin değildir ancak seçilmiş kompleks anatomik durumlarda kullanılabilir.

Testis Biyopsisi

Testis biyopsisi her erkek infertilitesi hastasında yapılmaz.

Özellikle azoospermide sperm üretiminin olup olmadığının değerlendirilmesi veya yardımcı üreme amacıyla sperm elde edilmesi gereken seçilmiş vakalarda gündeme gelebilir.

Günümüzde hormonal, genetik ve klinik değerlendirmeler sayesinde yalnızca tanı amacıyla yapılan biyopsiye duyulan ihtiyaç daha sınırlıdır.

İnfertilitede Genetik Tarama

Genetik değerlendirme hem kadın hem de erkek infertilitesinde seçilmiş hastalarda önemlidir.

Ancak her infertil çifte aynı genetik testlerin uygulanması gerekli değildir.

Aile öyküsü, tekrarlayan gebelik kayıpları, ciddi erkek faktörü, primer over yetmezliği veya bilinen kalıtsal hastalık gibi durumlarda genetik danışmanlık ve testler gündeme gelebilir.

Kadında Genetik Tarama

Kadında özellikle prematür over yetmezliği, ailede erken menopoz, bazı doğumsal anomaliler veya kalıtsal hastalık öyküsü varsa genetik değerlendirme düşünülebilir.

Gerekli hastalarda karyotip analizi ve spesifik genetik testler planlanabilir.

Gebelik öncesinde taşıyıcılık taramaları da çiftin etnik kökeni, aile öyküsü ve güncel önerilere göre değerlendirilebilir.

Erkekte Genetik Tarama

Ciddi oligospermi ve özellikle nonobstrüktif azoospermide genetik nedenlerin araştırılması önem kazanır.

Seçilmiş hastalarda:

karyotip analizi, Y kromozomu mikrodelesyon analizi ve CFTR mutasyon analizi gerekebilir.

Örneğin Klinefelter sendromu (47,XXY) ciddi sperm üretim bozukluğunun önemli genetik nedenlerinden biridir.

Y kromozomunun AZF bölgelerindeki mikrodelesyonlar da ciddi oligospermi veya azoospermi ile ilişkili olabilir.

Konjenital bilateral vas deferens yokluğunda ise CFTR ile ilişkili genetik değişiklikler araştırılabilir.

Bu testlerin yalnızca tanısal değil, yardımcı üreme tedavisiyle çocuk sahibi olunması durumunda gelecek nesle aktarım açısından da önemi olabilir.

Ben İnfertilite Değerlendirmesinde Nasıl Bir Yol İzliyorum?

Benim yaklaşımımın temelinde çifte aynı anda bakmak ve değerlendirmeyi basamaklandırmak bulunuyor.

İlk görüşmede kadının yaşı, infertilite süresi, adet düzeni, önceki gebelikleri, ameliyatları ve jinekolojik hastalıkları ile erkeğin öyküsü birlikte değerlendirilir.

Kadında transvajinal ultrasonografi ile uterus, endometrium, overler, antral follikül sayısı ve varsa endometriozis, myom veya diğer pelvik patolojileri değerlendiriyorum.

Daha sonra algoritmayı kabaca şöyle ilerletiyorum:

35 yaşın altındaysa ve bilinen önemli bir problem yoksa genellikle 12 aylık korunmasız ilişki sonrası değerlendirme başlar.

35 yaş ve üzerindeyse daha erken değerlendirme gerekir ve over rezervi açısından AMH, antral follikül sayısı ve gerekli durumlarda diğer testlere daha fazla önem verilir.

Adetler düzensizse ovulasyon bozukluğu araştırılır; klinik duruma göre TSH, prolaktin ve diğer hormonal incelemeler yapılır.

Tübal faktör açısından uygun hastada HSG ile tüpler ve rahim boşluğu değerlendirilir.

Erkek partnerde başlangıçtan itibaren semen analizi yapılmasını tercih ederim. Sonuç anormalse uygun koşullarda tekrar değerlendirme ve gerektiğinde androloji/üroloji incelemesi planlanır.

Bu temel incelemeler normal olduğu halde gebelik oluşmuyorsa çift açıklanamayan infertilite açısından değerlendirilir ve kadının yaşına göre sonraki tedavi basamağı belirlenir.

Ancak herhangi bir aşamada endometriozis, hidrosalpinks, intrauterin patoloji, myom, pelvik adezyon veya Müllerian anomali saptanırsa algoritma artık standart infertilite algoritmasından çıkar ve saptanan anatomik probleme göre kişiselleştirilir.

Cerrahi Gereken İnfertilite Hastasına Yaklaşımım

Benim pratiğimde özellikle bu grup önem taşıyor.

Bir infertilite hastasında cerrahi patoloji saptandığında ilk sorum “Bunu ameliyat edebilir miyiz?” değil, “Bu hastanın gebelik şansını artırmak için ameliyat gerçekten gerekli mi?” oluyor.

Çünkü özellikle düşük over rezervi olan bir kadında gereksiz over cerrahisi faydadan çok zarar verebilir.

Buna karşılık büyük hidrosalpinks, belirgin intrauterin patoloji, semptomatik veya anatomiyi ciddi şekilde bozan endometriozis, kompleks adezyonlar veya bazı Müllerian anomalilerde cerrahi tedavi önemli olabilir.

Jinekolojik onkoloji cerrahisi nedeniyle ileri laparoskopi, retroperitoneal anatomi, üreter diseksiyonu ve kompleks pelvik cerrahi günlük cerrahi pratiğimin parçasıdır. Bu deneyimi, cerrahi gereken infertilite hastalarında özellikle normal over dokusunu, tüpleri ve üreme anatomisini mümkün olduğunca korumaya yönelik kullanıyorum.

Dolayısıyla amaç hastayı ameliyata yönlendirmek değil; doğru hastada doğru zamanda cerrahi yapmak, cerrahiden fayda görmeyecek hastayı ise gereksiz ameliyattan korumaktır.

İnfertilite Değerlendirmesinin Özeti

İnfertilite araştırmasında aslında dört temel soruya cevap arıyorum:

1. Kadın düzenli yumurtluyor mu?

2. Yaşına göre yumurtalık rezervi nasıl?

3. Rahim, tüpler ve pelvis gebelik için anatomik olarak uygun mu?

4. Erkek faktörü var mı?

Bu dört alan sistematik olarak değerlendirildiğinde çoğu çiftte bir sonraki adım belirlenebilir.

Bütün testler normal olduğunda ise açıklanamayan infertilite söz konusu olabilir. Bu durumda özellikle kadının yaşı, infertilite süresi ve over rezervi dikkate alınarak bekleme, ovulasyon indüksiyonu, aşılama veya yardımcı üreme yöntemlerine geçiş açısından kişiselleştirilmiş bir plan oluşturulur.

İnfertilite değerlendirmesinde asıl hedef çok sayıda test yapmak değil, zaman kaybetmeden doğru testi doğru hastada kullanmak ve saptanan nedeni uygun şekilde tedavi etmektir.


Prof. Dr. Selçuk Erkılınç

Prof. Dr. Selçuk Erkılınç

Kadın Hastalıkları ve Doğum ile Jinekolojik Onkoloji Cerrahisi uzmanı. 17 yıllık hekimlik deneyimi, 45+ akademik yayını ve profesörlük akademik unvanı ile kadın sağlığı alanında öncü çalışmalar yürütmektedir.

Randevu Al