Ana Sayfa Yazılar Genel
Genel

Pelvik İnflamatuar Hastalık (PID) İzmir

Blog'a Dön

Pelvik İnflamatuar Hastalık (PID) Nasıl Tedavi Edilir?

Pelvik inflamatuar hastalıkta tedavinin temelini antibiyotikler oluşturur. PID çoğu zaman tek bir bakterinin neden olduğu bir enfeksiyon değildir. Klamidya ve gonore gibi cinsel yolla bulaşabilen mikroorganizmaların yanı sıra vajinal florada bulunan farklı aerob ve anaerob bakteriler de enfeksiyona eşlik edebilir. Bu nedenle tedavi, olası etkenlerin tamamını kapsayacak şekilde planlanır.

PID düşünülen bir hastada tedavinin geciktirilmemesi önemlidir. Çünkü enfeksiyon rahimden tüplere ve yumurtalıklara doğru ilerledikçe dokularda inflamasyon, ödem, yapışıklık ve kalıcı hasar gelişebilir. Bu hasarın uzun dönemde en önemli sonuçları tüplerde tıkanıklık, infertilite, dış gebelik ve kronik pelvik ağrıdır.

Hafif ve orta şiddette PID bulunan, genel durumu iyi olan hastaların önemli bir bölümü ağızdan kullanılan antibiyotiklerle ayaktan tedavi edilebilir. Ancak tedavi başladıktan sonra klinik yanıt mutlaka değerlendirilmelidir.

PID’de Hastaneye Yatış Ne Zaman Gerekir?

Her PID hastasının hastaneye yatırılması gerekmez. Buna karşılık bazı klinik durumlarda hastanede takip ve damar yoluyla antibiyotik tedavisi daha güvenlidir.

Özellikle tubo-ovaryan apse, gebelik, yüksek ateş ve ağır enfeksiyon bulguları, bulantı-kusma nedeniyle ağızdan ilaç kullanamama, apandisit gibi cerrahi bir hastalığın dışlanamaması veya ayaktan verilen tedaviye yeterli yanıt alınamaması durumlarında hastaneye yatış gerekebilir.

Tedavi başladıktan sonraki ilk 48–72 saat önemlidir. Ağrı, ateş ve muayene bulgularında belirgin düzelme olmaması durumunda tanı yeniden değerlendirilmeli; tubo-ovaryan apse gibi komplike PID tabloları araştırılmalıdır.

Tubo-Ovaryan Apse Nedir?

PID'nin önemli komplikasyonlarından biri tubo-ovaryan apse (TOA) gelişmesidir. Enfeksiyon ilerlediğinde tüp, yumurtalık ve çevredeki dokular birbirinden ayırt edilmesi zor, inflamatuar bir kitle haline gelebilir.

Hastalarda alt karın ve kasık ağrısı, ateş, hassasiyet, vajinal akıntı ve enfeksiyon bulguları görülebilir. Ancak klinik tablo her hastada aynı değildir.

Ultrasonografide tubo-ovaryan apse genellikle kompleks, çok bölmeli ve kanlanması artmış bir adneksiyel kitle şeklinde görülebilir. Yumurtalığın sınırları net olarak seçilemeyebilir ve genişlemiş tüpten ayrılması zorlaşabilir.

Bu nedenle özellikle kompleks bir yumurtalık kitlesi görüldüğünde değerlendirme yalnızca “kist var” şeklinde yapılmamalıdır. Hastanın yaşı, ağrının başlangıcı ve şiddeti, ateş ve enfeksiyon bulguları, gebelik olasılığı ve ultrasonografik özellikler birlikte değerlendirilmelidir.

Tubo-Ovaryan Apse Nasıl Tedavi Edilir?

Tedavinin ilk basamağında genellikle geniş spektrumlu intravenöz antibiyotikler kullanılır. Hastanın klinik durumu, apsenin büyüklüğü ve tedaviye verdiği yanıt yakından takip edilir.

Ancak her tubo-ovaryan apse yalnızca antibiyotiklerle düzelmeyebilir. Büyük apselerde, klinik olarak düzelmeyen hastalarda veya enfeksiyon odağının kontrol altına alınamadığı durumlarda drenaj veya cerrahi tedavi gerekebilir.

Özellikle apsenin rüptüre olması önemli bir acil durumdur. Enfekte materyalin karın içerisine yayılması peritonit ve sepsise yol açabileceğinden hızlı değerlendirme ve tedavi gerekir.

PID ve Tubo-Ovaryan Apse Ameliyatı Laparoskopik Yapılabilir mi?

Uygun hastalarda evet. Cerrahi tedavi gereken PID ve tubo-ovaryan apse olgularında laparoskopi, yani kapalı ameliyat önemli bir seçenektir.

Ancak bu ameliyatlar sıradan bir yumurtalık kisti ameliyatından farklı olabilir. İleri enfeksiyonda rahim, tüpler, yumurtalıklar, bağırsaklar, mesane ve üreterler birbirine yoğun şekilde yapışabilir. İnflamasyon nedeniyle normal anatomik planlar kaybolabilir ve dokular kolay kanayabilir veya travmaya daha açık hale gelebilir.

Bu nedenle ileri PID ve tubo-ovaryan apse cerrahisinde yalnızca laparoskopi yapabilmek değil, bozulmuş pelvik anatomiyi tanıyabilmek ve gerektiğinde retroperitoneal anatomiyi ortaya koyabilmek önemlidir.

Ben jinekolojik onkoloji cerrahisi pratiğimde ileri laparoskopik cerrahi, yoğun pelvik yapışıklıkların açılması, üreterlerin disseksiyonu ve kompleks pelvik cerrahi işlemleri rutin olarak uyguluyorum. Bu deneyim özellikle anatomik planların enfeksiyon nedeniyle bozulduğu ileri PID ve tubo-ovaryan apse ameliyatlarında laparoskopik yaklaşım açısından önemli bir avantaj sağlar.

Ameliyatta Amaç Yumurtalık ve Tüpleri Korumaktır

Özellikle genç ve gebelik isteği bulunan hastalarda cerrahinin amacı mümkün olduğunca fazla doku çıkarmak değildir.

Laparoskopide apse boşaltılabilir, enfekte dokular temizlenebilir, yoğun yapışıklıklar dikkatli şekilde açılabilir ve pelvis yıkanabilir. Mümkün olduğu ölçüde rahim, yumurtalık ve tüplerin korunması hedeflenir.

Bununla birlikte tüp veya yumurtalık enfeksiyon nedeniyle geri dönüşümsüz şekilde hasarlanmışsa ya da enfeksiyonun kontrol altına alınabilmesi için gerekiyorsa, etkilenen tüpün ve bazen yumurtalığın çıkarılması gerekebilir. Antibiyotik tedavisine yanıt vermeyen tubo-ovaryan apse de cerrahi tedavi gerektirebilen durumlardan biridir.

PID Ameliyatında Laparoskopinin Avantajları Nelerdir?

Uygun hastalarda laparoskopinin en önemli avantajlarından biri karında büyük bir kesi yapılmamasıdır.

Bu özellik PID ve tubo-ovaryan apse hastalarında ayrıca önem taşıyabilir. Çünkü aktif enfeksiyon bulunan bir hastada geniş bir karın kesisi yapılması, ameliyat sonrasında yara yeri enfeksiyonu, yara ayrışması ve yara iyileşmesinde gecikme gibi sorunların ortaya çıkmasına katkıda bulunabilir.

Laparoskopide ise birkaç küçük kesi kullanılır. Ayrıca kameranın sağladığı büyütülmüş görüntü sayesinde pelvisin derin bölgeleri, üreterler ve yoğun yapışıklıkların bulunduğu anatomik alanlar ayrıntılı olarak değerlendirilebilir.

Uygun hastalarda bunun yanında daha az ameliyat sonrası ağrı, daha erken hareket etme, daha kısa iyileşme süreci ve daha küçük ameliyat izleri gibi avantajlar da sağlanabilir.

Bununla birlikte amaç ameliyatı ne pahasına olursa olsun kapalı yöntemle tamamlamak değildir. Yaygın peritonit, ciddi bağırsak tutulumu, kontrol edilemeyen kanama veya laparoskopik olarak güvenli diseksiyonun mümkün olmadığı durumlarda açık cerrahi gerekebilir. Cerrahi yöntem hastalığın yaygınlığına ve hastanın durumuna göre kişiselleştirilmelidir.

İzmir’de PID ve Tubo-Ovaryan Apse Tedavisi

İzmir'de PID veya tubo-ovaryan apse nedeniyle değerlendirilen hastalarda tedavi yalnızca ultrasonografide görülen kitlenin büyüklüğüne göre planlanmaz. Hastanın klinik durumu, enfeksiyonun şiddeti, apse varlığı, fertilite beklentisi ve cerrahi gerekip gerekmediği birlikte değerlendirilir.

Özellikle antibiyotik tedavisine yanıt vermeyen tubo-ovaryan apse, tekrarlayan enfeksiyon veya ileri pelvik yapışıklık bulunan hastalarda cerrahi planlama önem kazanır. Cerrahi gerekiyorsa uygun hastalarda organ koruyucu ve minimal invaziv, yani laparoskopik yaklaşım öncelikli seçeneklerden biri olarak değerlendirilebilir.


Prof. Dr. Selçuk Erkılınç

Prof. Dr. Selçuk Erkılınç

Kadın Hastalıkları ve Doğum ile Jinekolojik Onkoloji Cerrahisi uzmanı. 17 yıllık hekimlik deneyimi, 45+ akademik yayını ve profesörlük akademik unvanı ile kadın sağlığı alanında öncü çalışmalar yürütmektedir.

Randevu Al